23 Mayıs 2016 Pazartesi
Atatürk'ün Türk İnsanlık Devrim Projesi // Önder Karaçay : Türk Devrimin Gerekçeleri // Türk Fırtınası // Önd...
Atatürk'ün Türk İnsanlık Devrim Projesi // Önder Karaçay : Türk Devrimin Gerekçeleri // Türk Fırtınası // Önd...: Türk Devrimin Gerekçeleri // Türk Fırtınası // Önder Karaçay Posted on 23 Mayıs 2016 by Mobbing Bank Türk Fırtınası Önder Karaçay ...
Türk Devrimin Gerekçeleri // Türk Fırtınası // Önder Karaçay
Türk Devrimin Gerekçeleri // Türk Fırtınası // Önder Karaçay

Türk Devrimin Gerekçeleri // Türk Fırtınası // Önder Karaçay
“Dil bozulursa kültür bozulur, kültür bozulursa ahlak ve aile bozulur, ahlak bozulursa hukuk ve siyaset bozulur, hukuk ve siyaset bozulursa devlet çöker ve yıkılır.” // Konfüçyüs
Yabancı dil eğitimi ile dilimizi hedef aldılar, gerekli gereksiz herkese kendi dilini öğretmeden yabancı dil öğretmeye kalktılar. Çünkü dil en önemli sömürge aracıdır. Dinini de insanlar artık kendi dilleriyle anlamak için okumalıdırlar. Arapça öğrenmenin mana çıkarmadan ne anlamı var?
Televizyonların siyaset ve sermaye kontrolüne emperyalizm taleplerine uygun kültürümüzü sömürerek unutturmak ve batının ahlak yoksunu israf ettiren tüketim kültürünü, bağımlılık ve tembellik üreten teknoloji kültürünü dayattılar.
Ahlak kalmadı çünkü yolsuz ve hırsızlara karşı hukuk ve yargı gözünü kulağını kapattı, Türk Milletini temsil için vekalet yetkisi alanlar işledikleri suçları halktan gizlemek için kendilerini koruyan kanunlar çıkararak şahsi çıkarları adına hesap vermeden devlet yönetmek gibi kuralsızlığın kural olduğunu uygulamak yoluyla suç işlemenin sanki iyi bir erdemmiş gibi yalanla, hileyle, algı operasyonlarıyla insan kandırdılar. Siyaset ve sermaye şahsi çıkarları adına kol kola girerek Türk Milletinin duygusunu ve cebini birlikte sömürdüler. Ahlaklı ve namuslu insanları hapse sebepsiz attılar, ölmelerine sebep oldular, ahlak yoksunu, hırsızları devletin imkanları ile korudular. Kumpas olduğu sonradan anlaşılan ve itiraf ettikleri tüm davalar öncesi delil yok dediklerinde bir önceki Cumhurbaşkanı delil üretin dedi, bundan büyük suç mu olur, o Cumhurbaşkanı görev süresi dolduğu halde hala neden bunun hesabı sorulmuyor. Yargı sormuyorsa Türk Milletinin vicdanı sormaya devam edecektir.
Hukuk adalet üretemez hale geldi. Yargıya talimat verdim diyen Başbakan gördük. Kumpas davalara Savcıyım diyen Başbakan gördük. O Başbakanı Cumhurbaşkanı seçmek adına muhalefetin gösterdiği adayla desteğini gördük. Kendi suçlarını kapatmak adına Anayasa görevleri olmadığı halde değiştirmeye kalktılar. Doksan yıllık birikimleri satarak yandaş ve yabancı işbirlikçileriyle cebe indirdiler. Türk Milletini küresel şirketlere müşteri yaparak borçla esir almaya kalktılar. Ekonomiyi batırdılar. Tüm komşu devletlerle düşman olan, ticari ilişkileri bitiren, halkı, esnafı, ticaretle uğraşan herkesi tedirgin eden batışa iten sorumsuzca borçla ve tüketimle ekonomi olacağını sanan, inşaat ve krediyle ülke ekonomisinin dönmeyeceğini anlamayan bir gaflet ve delaletle karşı karşıya kaldık. Hala yol, köprü, metro diyerek insan kandırmaya çalışıyor. İnsanlar et yiyemiyorlar, samanı bile ithal ediyoruz, köylü üretimi maliyetler dolayısıyla bıraktı, tarım ve hayvancılığı öldürdüler. Artırdıkları iki rezalet terör ve işsizlikti. Terörle mücadele edeceklerine hatta 2002 yılına bitmiş olan terörü yeniden siyasallaştırarak meclise soktular, masa başı siyasetle, açılımla ülkeye terörist ve silah yerleştirilmesine göz yumdular. Türk Milletindenhabersiz bölgemizde ülkelerin bölünmesi ve parçalanmasını amaçlayan BOP gibi projelere eş başkanlık yaptılar. Gezi eylemlerinde ağaçlara sahip çıkmak isteyen gençlere polisle silah sıktırarak biri çocuk 8 gencimizi öldürme talimatını ben verdim diyen bir Başbakan gördü insanlık, vekil asile kurşun sıktı. Türk Milletini din, dil, ırk ve mezhep temelinde bölmek ve parçalamak isteyerek Cumhuriyetimizi yıkmak niyetinde olduklarını defalarca Anayasaya ve ettikleri yeminlere rağmen uymadılar.
Atatürk’ün yarım kalan devrimlerini tamamlamadan işbirlikçi sermayenin büyümesi ve Atatürk devrimleri aleyhine faaliyetlerle Cumhuriyetimizin yıkılma projesi 1950’de çok partili demokrasiye zamansız, gereksiz, devrimleri tamamlamadan geçildiği için bugün bu riskle karşı karşıyayız. Cumhuriyet aleyhinde niyetleri olanlara fitne ve fesat ideolojilerin siyasete yerleşerek Türk Milletinin kutuplaşmasına, bölünüp parçalanarak milli birlik ve beraberliğinin yok edilmesi amaçlanarak ulus devleti parçalamak istemişlerdir. Köy Enstitülerinde akıl ve bilim ile üretim yaparak köylü insanı eğiten kurum yerine din, sermaye ve siyaset locaları açılması ihanetin en büyüğüdür.
Bu niyetler bu kötü emellerini gerçekleştirmek için kanun tanımaz bir kuralsızlık içinde vatanımızı ve milletimizi sermaye+siyaset+din adına doğru fikrin karşısında örgütlenmiş kötü niyetlerin adeta gözü dönmüş basiret ve ahlak yoksunu namus ve şeref aratan söz ve eylemlerde bulundular.
Allah ve Atatürk ile aldatanlar işbirliği yaparak ulus devletimizi ve ulus milletimizi bölüp parçalamak, din, dil, mezhep, ırk ayrımcılığı gibi tehlikeli nifakları toplumun içine sokmaya çalışmış ve bu faaliyetlerini en tepeye çıkan niyetle sürdürmektedirler.
Atatürk’ün yarım kalan devrimlerinin tamamlaması zamanı gelmiş tek doğru fikirdir.
O zaman bu devrimin gerekçelerini sözlerle ve yorumlarıyla daha detaylı anlatmak gerekir her insanımıza.
“Zulüm ilk çıktığı adrese geri döner ve başlatanı bitirir.” // Önder Karaçay
Mobbıng Bank Türk Fırtınası kitabımın ilk sözüdür. Akbank kapitalizmin karakolu olarak 12 Eylül 2012 tarihinde teke tek darbe adına sebepsiz işimden ederek, kariyerimi haksız yere kirletmiştir. Kendi ayaklarına kurşun sıkan hatayı haklarımın tamamını ödememe gibi bir hakkı kendilerinden görecek kadar alın teri hırsızlığına teselsül ederek, iş bulmama engel olan Akbank aslında zulmün son bulmasının yolunu açan ve ilahi tecellinin de gereği kendi kötülüğünü kendileri kendisine yapmıştır. Gereksiz inatlaşarak, böbürlenerek, büyüklenerek yangına körükle gitmiş ve kendi itibarlarını kapitalizm adına zulüm adına batırmışlardır.
1950 yılında başlayan siyaset+sermaye+din adına örgütlenen kötülüğün sonu gelmiştir. Günümüz Karun, Firavun ve Hamanları mahşer tufanıyla canlı helak olarak Firavun sonrası insanlığın son ibreti olarak yaşanmıştır. Yaşattıklarını yaşamadan ölmemeleri yaratan tarafından hepsi öldürülmemiş, hak kılçığı boğazlarında kalarak canlı helak olmuşlardır. Bu ibret adına bu belanın başı olan Mustafa Koç’un canını ibretin anlaşılması için yaratan tarafından mahşer tufanı sonrası canı alınmıştır.
“Gerçek adalet hakkı hak yiyenin kursağında arar.” // Önder Karaçay
Sermaye ve siyaset kol kola girerek niyetlerini birleştirmiş, Türk Milletini köleleştirmek, kendilerine müşteri yapmak, işbirlikçilerine sömürtmek için adaleti birlikte öldürmüşlerdir.
“Kapitalizm bir iflas ve israf sistemidir.” // Önder Karaçay
24 Ocak Kararları ve 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası günümüze kadar milli ekonomi talan ve tahrip edilmiştir. Bu süreç asker, sivil ve sermaye ile din adına bağlantılı kurum ve kişilerce gerçekleştirilmiştir. Organize bir suç çetesi devlete yerleşmiştir.
12 Eylül 1980 sonrasında bugüne kadar kriz, vurgunlar, iflaslar ile birilerinin geleceği birilerinin cebine akmıştır. O cep sermaye, yabancı işbirlikçileri ve siyaset ile her zihniyetin kendi yandaşları olmuştur. Türk Milleti sürekli sömürülmüştür.
“Cebimizde bir el dolaşıyor ve canı ne kadar istiyorsa alıp birilerinin cebine aktarıyor.” // Önder Karaçay
Son otuz beş yıllık talan ve vurgunun özeti Türk Milletinin özellikle son on dört yıllık gaflet ve delaletle milli ekonominin tüm üretim kurumları, stratejik kurumları ya kapatılmış ya da satılmıştır. Türk Milleti küresel tekellerin ve siyasetin yandaşı olanların insafına terk edilerek çok para kazanmak amacı olan gözü doymaz ahtapot kollu ve ağlı sermayeye müşteri yapılmıştır. Bundan büyük ihanet mi olur? Özellikle son on dört yılın hukuk karşısında hesabı verilmemiş, sandıkta nasıl olduğu belli olmayan şaibeli fazla oy pusulası basılması, seçim işlerini hükümete bağlı iç işleri bakanlığına bağlamak gibi oyunlarla şaibeli seçimler yapılmıştır. Cumhurbaşkanı seçilenin üniversite diplomasının sahte olduğunun konuşulduğu bir ülkede hiçbir seçimin adil yapıldığına kimse inanamaz. Çünkü Yüksek Seçim Kurulu diploması sahte olduğunu iddia edilen konuyla ilgili eğer sahteyse suç işlemiştir. Yazılı ve görsel medya sermaye ve siyasetin emrinde halkın aleyhinde faaliyet göstermiştir, göstermektedir. Son on dört yıldır Türk Milleti adına devlet yönetenler hukuksuz devletin imkanlarını şahsi çıkarları için kullanmış, kanunsuz Cumhurbaşkanı örtülü ödeneği adeta hesapsız kitapsız israf etmiştir ve etmeye devam etmektedir.
“Kötüyü koruyan da kötüdür.” // Önder Karaçay
1950 yılında başlayan fitne ve fesat adına bölücülük askeri darbeler, ekonomik kriz ve reformlar adı altında birilerinin sürekli suç işlemiş oldukları halde birileri tarafından korunmuş en büyük kötülüğü yapan 12 Eylül 1980 askeri darbesi ve arkasındaki sermaye korunmuştur. 28 Şubat darbesinin arkasında da destekçisi sermayedir. Açılım, akil, Anayasa ve Anayasa’dan Türklüğü çıkarmak girişimlerinin arkasında da Avrupa ve batı mandacılığına özentili sermaye ve işbirlikçisi siyasettir. Kötüler adeta kanunla korunmuş Türk Milleti adına hizmet etmesi gerekenler kendi şahsi çıkarlarına hizmet eden bir yapıya devleti dönüştürme suçu işlemişlerdir.
“Her Türk yeniden bestelenmesi gereken bir türküdür.” // Önder Karaçay
Anadolu’da 29 Ekim 1923 tarihinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti tarifini devletimizin kurucu dahi lideri Mustafa Kemal Atatürk;
“Türkiye Cumhuriyetini kural halklara Türk Milleti denir.”
Sözüyle milli birlik ve beraberliği adeta yerinden sökülmez bir çimento gibi o çınarın köklerini dünyanın merkezinde en derin yere kadar gömerek sağlam bir devlet kurmuştur.
Tarihin adı Türk ve kültürü en sağlam olan millet Türk Milleti ve dili olduğu için batı ve iç ihanetçi işbirlikçileri tarafından hedef alınmıştır.
Ulus devlet büyük lokma olduğu için sömürge edilerek yutulması kolay olmadığı için küçük dilimlere ayırmak istemişlerdir.
Bugün bize yaşatılmak istenen budur.
“Bir fikir dünyayı değiştirir+bir Türk dünyaya bedeldir=Atatürk’tür.” // Önder Karaçay
Bugün o fikir yarım kalan Atatürk devrimlerini tamamlamaktır.
Başka çare yoktur. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti bir kabile devleti, kişi devleti, faşist devleti, polis devleti değildir. Sosyal hukuk devleti olarak kurulmuştur. Son on dört yılda görev alan ihanetler milli ekonomiyi talan ve tahrip ederek işsizlik üreten, üretmeden tüketimle ekonomi olacağını sanan, para dahil her ürünü ithal edip borç ve tüketimle, tembellikle adeta geleceğimizi çalmış, çaldırmıştır.
“Yüzsüzlerin yüzünü yüz kere yüzdüm, altından bir yüz ve yüzsüzlük daha çıktı.” // Önder Karaçay
Suçlular o kadar yüzsüzleş olmalılar ki insan yüzüne bakamayacak kadar yüz kızartıcı suçları ortaya çıkmasına rağmen yine de hiçbir şey olmamış gibi vurdumduymazlık içinde hareket ediyorlar.
“Suçlu haklıya suç atıyor, suçlu suçluyu suçluyor, suçlayan suçluyu destekleyen asıl suçlular alkışlıyor, haklılar suçlular arasında hak bulamıyordu.” // Önder Karaçay
Türk Silahlı Kuvvetlerinin zayıflatılması amacıyla içimizden çıkan işbirlikçi ihanetler yalanlarla, hilelerle Ergenekon, Balyoz vb isimlendirmeler adı altında algı operasyonlarıyla hem ekonomimizi, hem ordumuzu, hem milletimizi yıpratıyorlardı. Bu kadar suç ve suçlular bariz ortadayken bu kişiler devlet yönetiyor, hukuk tanımıyor, herkesi suçlu görebiliyor, hapse attırıyor, kendini korumak, şahsi çıkarı adına bir devletin ve tarihin en asil ve sabırlı milleti Türk Milletinin sabrını zorluyordu.
“Her Türk Atatürk’tür.” // Önder Karaçay
Bunca gaflet, delalet, garabet ve ihanet ortadayken her Türk din, dil, ırk, mezhep ayrımcılığı yapmadan milli birlik ve bütünlük içinde Türk Ulus Devlet ve Türk Ulus Milleti çatısından ayrılmadan Atatürk ve Allah ile din ile insan kandıranlardan kurtularak yarım kalan devrimleri tamamlayarak bu felaketten milli birlik içinde her milli birlikle diye aldatanlara kanmadan kurtulacağız.
Tam bağımsızlığımızın garantisi milli üretim ekonomisidir. Kamulaştırmalar yapılarak devleti Türk Milleti adına yine zenginleştireceğiz.
Din adına, sermaye adına, siyaset adına vatanımız ve milletimiz aleyhinde faaliyeti olan ve kötü niyetli ne kadar kurum ve kuruluş varsa hukukla ya kapatılacak, ya da kamulaştırılmalıdır.
Küresel şirketlerin faaliyetleri yasaklanmalıdır. Özel sermayeli bankacılık faaliyetine son verilmelidir. Kredi kartı ve bireysel kredi gibi kanunla korunan tefeci zihniyetli ürünler yasaklanmalıdır. Borsa kapatılmalıdır. Bankacılık Türk Milleti adına devlet tarafından çok sıkı denetlenen üretim bankacılığı, ihracat bankacılığı yapılmalıdır.
Alış veriş merkezleri kapatılmalı yerine Belediyelerin Türk Pazarı yaparak halka en uygun gıda maddeleri, meyve ve sebze satışı yapılan pazarlara dönüştürülmelidir. Yabancı hiçbir küresel ağın faaliyetine asla izin verilmemelidir.
Sağlık alanında tüm hastaneler kamulaştırılarak devlet tarafından işletilmelidir.
Turizm adına tüm oteller kamulaştırılarak devlet tarafından işletilmelidir.
Kısaca özelleştirme idaresi kamulaştırma idaresine dönüştürülerek satılan tüm kurumlar geri alınarak kamulaştırılmalıdır.
Toprak ve mülk reformu ile tüm topraklar ve mülkler Türk Milleti adına Türkiye Cumhuriyetinin olmalı, her insanın bir evi olmalıdır.
Herkes devlet fabrikasında mutlaka bir işte çalışmalı ve midesi kadar eşit tüketmelidir.
Tarım, hayvancılık, denizcilik ayrı ayrı bakanlıklar olmalı ve milli bir politika ile öncelikle kendi kendimize yine yeten ekonomiyi başardıktan sonra dış satım hedeflenmelidir.
“Terör kadar terörü siyasallaştıran, muhatap alan, mücadele yerine müzakere yapanlarda suçludur. Sadece TBMM’de teröre bulaşanlar değil teröre göz yumanların, yardım ve yataklık yapanlarında dokunulmazlığı kaldırılmalı ve yargılanmalıdır. Bu Cumhurbaşkanı bile olsa aynı şekilde yargılanmalıdır. Zaten Cumhurbaşkanı Anayasa ve hukuk tanımadığı için vatana ve millete karşı en büyük suçu vekil asili dinlemekle işlemiştir. Cumhuriyet Savcılarını bir kez daha tarihin ve insanlığın önünde görev yapmaya, görev yapamıyorlarsa isyan etmeye veya istifa etmeye davet ediyorum. Türk Milleti adına vekalet ile görev yapanlar suç işleyecek, hukuk tanımayacak ve siz yargı olarak seyirci kalacaksanız tarih hiçbirinizi affetmeyecektir.” // Önder Karaçay
Dokunulmazlıklar konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinde son on dört yılda teröre bulaşan, hırsızlığa ve yolsuzluğa adı karışan, yalan söyleyen, halkı kandıran, millettenhabersiz milletin kaynaklarını birilerinin cebine kanun hileleriyle aktaranları istemiyoruz. Emperyalizmin (BOP) bölücü projelerinde Türk Milletinden habersiz görev alan, Türk Milletini din, dil, ırk, mezhep ayrımcılığı yaparak bölen, Türk Milleti demeyen, diyemeyen, askerimize kumpas kuran, askerimize kelle diyen, askerimizin terörün ülkemize silah yerleştirmesine göz yumarak kan akmasına göz yumanları da istemiyoruz. TBMM’de terörü savunan hiçbir vekil olmamalıdır. Aynı zamanda bölücü, gerici, yolsuzluk ve hırsızlığa adı karışan hem TBMM’de hem de devletin her makamında olmamalıdır. Devletin tepesinde ve TBMM’de çocuklara tecavüzü savunan vekilleri de istemiyoruz. İşsizliğe, yoksulluğa, fakirliği, eşitsizliğe çare bulacağına küresel sermaye ve siyasetin yandaşlarına para kazandıran projelerle iş yaptığını sananları da istemiyoruz. Biz iş, aş, huzur ve iyi bir gelecek istiyoruz. On dört önceki bundan bin kat daha huzurlu olan ülkemizi istiyoruz. Toplumu kutuplaştırarak siyaset yapan Cumhurbaşkanı istemiyoruz. Üretmeyen bir ülkenin tüketimle sürekli birilerinin cebini doldurarak dolar milyarderi üreten ve vatanımıza ve milletimize dünya mafyasıyla işbirliği yapan sermaye ve bu tür sermayeyi koruyan vekil ve Cumhurbaşkanı istemiyoruz.
“Türk Milletinin doksan yıllık birikimlerini satacak ve bunu inşaat+bankalar aracılığıyla haklı borçlandırarak ve tüketimle bu paraları birilerinin cebine aktaracaksınız. Sonra da devlet hizmet yapıyor diyeceksiniz, kalkıp Toplu Konut İdaresini TOKİ’yi Başbakanlığa bağlayarak ihale yasasını kişiye ve projeye özel 165 defa değiştireceksiniz. Bunun hesabını vermeden ve bunun hesabı sorulmadan bu ülke asla huzur bulamaz. Ekonominin çöküş sebebi inşaat, teknoloji, borç, tüketim ve bankalardır.” // Önder Karaçay
Çok daha detaylı konulara girmeye şimdilik gerek yoktur. Ana konular bunlardır diğer her detaylı konu bunun içeriği olarak kendiliğinde gerçekleşecektir.
Avrupa ve Amerika ile bütün anlaşmalar iptal edilmeli milli çıkarlara uygun ticaret yapılmalıdır.
Dünyada tüm Türklerle birlikte ortak bir ekonomi için TÜRK BİRLİĞİ kurulmalıdır.
Dış siyaset ve iç siyaset çizgimiz tekrar Atatürk’ün mucize veciz sözü;
“Yurtta Barış, Dünyada Barış” olacaktır.
İlkemiz tam bağımsızlık ve özgürlüktür.
“Tam bağımsızlık ve özgürlük Türk Milletinin karakteridir.” // Önder Karaçay
|
Önder Karaçay
Mobbıng Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı
|
Etiketler:
Akbank,
Atatürk,
Canlı Helak,
Devrim,
Dip Dalga,
Gerekçe,
İşsiz,
Mahşer Tufanı,
Mobbıng Bank,
Muhtıra,
Önder Karaçay,
Türk Fırtınası,
Yeryüzü Tanığı,
Zulüm
30 Nisan 2016 Cumartesi
Atatürk'ün Türk İnsanlık Devrim Projesi // Önder Karaçay : 19 Ruhu // Türk Fırtınası // Önder Karaçay
Atatürk'ün Türk İnsanlık Devrim Projesi // Önder Karaçay : 19 Ruhu // Türk Fırtınası // Önder Karaçay: 19 Ruhu // Türk Fırtınası // Önder Karaçay Posted on 30 Nisan 2016 by Mobbing Bank Türk Fırtınası Önder Karaçay 19 Ruhu // Türk...“Türk’ün haysiyet ve izzetinefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir. Bundan ötürü, ya bağımsızlık, ya ölüm! ” / Mustafa Kemal Atatürk
19 Mayıs 1919 Türklerin Anadolu’da ilk doğum günüdür, 19 Ocak 2016 ikinci doğum günü oldu. İkinci doğum günü olan mahşer tufanında zalimlikleriyle CANLI HELAK olanlar eğer bizim bu eşsiz eserimize helal getirmek için son darbe niyetine girişeceklerse kendilerini tanımayacağız. Bu son uyarıdır.
19 Ruhu // Türk Fırtınası // Önder Karaçay
19 Ruhu // Türk Fırtınası // Önder Karaçay

19 Ruhu // Türk Fırtınası // Önder Karaçay
“Türk’ün haysiyet ve izzetinefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir. Bundan ötürü, ya bağımsızlık, ya ölüm! ” / Mustafa Kemal Atatürk
19 Mayıs 1919 Türklerin Anadolu’da ilk doğum günüdür, 19 Ocak 2016 ikinci doğum günü oldu. İkinci doğum günü olan mahşer tufanında zalimlikleriyle CANLI HELAK olanlar eğer bizim bu eşsiz eserimize helal getirmek için son darbe niyetine girişeceklerse kendilerini tanımayacağız. Bu son uyarıdır.
| ||||
Etiketler:
19 Mayıs 1919,
19 Ocak 2016,
19 Ruhu,
Akbank,
Atatürk,
Canlı Helak,
Devrim,
İşsizlik,
Mahşer Tufanı,
Mobbıng Bank,
Muhtıra,
Önder Karaçay,
Özgürlük,
Türk Fırtınası,
Ya İstiklal Ya Ölüm,
Zulüm
28 Nisan 2016 Perşembe
Atatürk'ün Türk İnsanlık Devrim Projesi // Önder Karaçay : Türk Ulus Devleti ve Türk Ulusal Milli Ekonomisi T...
Atatürk'ün Türk İnsanlık Devrim Projesi // Önder Karaçay : Türk Ulus Devleti ve Türk Ulusal Milli Ekonomisi T...: Türk Ulus Devleti ve Türk Ulusal Milli Ekonomisi Tekrar Nasıl Kurulacak? // Türk İnsanlık Devrimi // Önder Karaçay Posted on 28 Nisan 2...Söz konusu vatan ve Türk Milletinin geleceği ise ihanet içinde olan sermaye ve siyasiler ancak birer teferruat olabilirler.
Türk Ulus Devleti ve Türk Ulusal Milli Ekonomisi Tekrar Nasıl Kurulacak? // Türk İnsanlık Devrimi // Önder Karaçay
Türk Ulus Devleti ve Türk Ulusal Milli Ekonomisi Tekrar Nasıl Kurulacak? // Türk İnsanlık Devrimi // Önder Karaçay

Türk Ulus Devleti ve Türk Ulusal Milli Ekonomisi Tekrar Nasıl Kurulacak? // Türk İnsanlık Devrimi // Önder Karaçay
Her ulus devlet bir milli ekonominin ürünüdür ya da kendi milli ekonomisi kuran siyasi örgütlenmeye ulus devlet ekonomisi denir.
Türk Milli Kurtuluş savaşı sonrasında ulus devlet kurulması tarihi birikimin bir sonucudur. Geleceğe dönük TAM BAĞIMSIZ Türk ulusunun ekonomik yönden hiçbir devlete bağımlı kalmadan sonsuza kadar yaşamını sürdürebilecek düzenin temeli dahi liderimiz büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ve Türk Ulus Milletini oluşturan tüm halkların katılımı ile hayat bulmuştur.
Mustafa Kemal, savaş yıllarında teslim aldığı ekonomiyi Osmanlı deneyiminden büyük dersler çıkaran ve aynı yanlışa tekrar düşmemek için, Türkiye Cumhuriyetinin özel koşullarında olabildiğince bağımsız bir ekonomi ile hareket ederek savaşı kazanmıştır.
Bağımsız savaş kazanan bir milletin ekonomisinin bağımlı olması asla düşünülemezdi zaten.
Emperyalist devletlerin dış borçlar aracılığıyla ile kendilerine bağımlı kılarak çökerttikleri Osmanlı İmparatorluğu gerçeği, Mustafa Kemal için her zaman yol gösterici olmuştur. Atatürk’ün askeri olan bizlere de yol gösterici olması gerekirken ne yazık ki 1950 ile başlayan ihanet serüveni milli ekonomi gemisinin iç ihanet niyetlerin desteği ile su almıştır. Batının oyunlarında halktan yetki alan siyasetin 12 Eylül üretimi siyasi partiler yasasıyla parti başları birer diktaya dönüşmüş ve sermaye ihanetinin emrine girerek milli tam bağımsız ekonomin özellikle 24 Ocak Kararları ve 12 Eylül 1980 askeri darbesi ile başlayan süreç sonrasında bugün yine Osmanlı kaderine sürüklenmek istenmiştir. Son on dört yılda doksan yıllık birikimlerin özelleştirilmesi yoluyla Türk Milleti küresel şirketlere ve işbirlikçi ihanet sermayesinin müşterisi yapılarak bağımlı bir sömürge olması için her türlü kötülük yapılmıştır.
Anayasa değişikliği ile Anayasamızdan Türlüğü çıkarmak niyetinin, Başkanlık gibi ulus devlet geleneğinde asla yeri olmayan bir niyetin amacı ülkeyi Osmanlı kaderine sürükleyerek bölmek ve parçalayarak yok etmektir.
Bugün ülkemizin toplam borçları bir yıllık üretilen gayri safi milli hasılanın % 130’unu geçmiş olmasına rağmen hala inşaat+banka+ithalat+teknoloji ve tüketimle halkın sömürülerek ayakta kalacağını sananlar aslında milli ekonomiyi çökerterek devletimize en büyük darbeyi vuran, yaptıkları büyük ve gereksiz projelerle emperyalizme hizmet edenlerdir.
Köprüler, otoyollar üretmeyen bir ülkede ancak üretip bizim ülkemizde ürettiklerini satmak isteyenlerin işine yarayan projelerdir. Önce üreten bir ülkenin birlikte bu tür alt yapı yatırımları yapması gerekirken emperyalizm ithal otomobil ve dünyanın en pahalı akaryakıtını satsın diye köprü ve otoyol yapmanın hiçbir değeri olmadığı gibi tüketimle halkı fakirleştiren bir yöntemdir.
4,5 G gibi teknoloji hızını artıran yatırımlarım amacı yine batılı sömürgeci şirketlerin teknoloji ürünlerini satarak mevcut satılanları çöpe atmak ve yenisini daha pahalıya halka satarak sömürülmesine yol açmaktır. Üretmeyen bir ülkenin hızlı teknoloji ihtiyacı yoktur.
Altmış yıldan fazla Avrupa Birliği gibi anlamsız ve olmayacak niyetlere batının çıkarına hizmet için emek sarf edilmesi en büyük kötülüktü. Bugün bakıyoruz dost görünümlü batı bize en büyük tehdittir. Terörü üreten, besleyen, silah veren, arkasında duran batı olmasına rağmen batının kuyruğuna takılmayan bir milli yönetime ne yazık ki 1950 yılından bu yana kavuşabilmiş değiliz.
Bugün batıya sadece kendine oy verenlerin gazını almak için atıp tutan çağ dışı zihniyet arkasını dönüp gizli ve kapalı kapılar arkasında batının taleplerini gerçekleştirmek için TBMM’de gece ve torba yasalarla halkın geleceğini batıya ve işbirlikçilerine peşkeş çekmişlerdir.
Dünyanın % 71’i sudur. Bu gerçek değişmeyeceğine göre ülkemizin de üç tarafı denizlerle kaplı kara toprağımızın yarısı kadar denizde vatanımız ve dünyanın en kritik iki boğazına sahip olmamıza rağmen 1950 sonrasında hiçbir hükümette Denizcilik Bakanlığı olmamıştır.
Denizcilik Bakanlığı olmaması bu ülkeye en büyük ihanettir. Denizlere ve okyanuslara hakim olmayan hiçbir ulus devletin ayakta kalması mümkün değildir. Nitekim Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit’in Osmanlı Donanmasını Haliç’te paslanmaya bırakması Osmanlı’nın topraklarını kaybetme yolunu denizlerde hakimiyetini kaybetmesi sonucu düşmanın denizlerimize yerleşmesine yol açmış ve Anadolu Serv ile parçalanmak istenmiştir.
5 milyon metrekare ve üç kıtaya hakimiyeti olan bir imparatorluk denizlerde hakimiyetini kaybederek ancak 780 bin m2 ve yarısı kadar denizlere Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının Türk Milleti ile savaşarak kanla geri kazanmış vatanı bu hale getiren Padişah Vahdettin düşmana teslim olarak kaçmıştır.
Dünya ekonomisi deyince akla kapitalizm gelmemelidir.
Atatürk Tam Bağımsız milli ulus ekonomisi gereği Devletçilik ilkesi ile karma bir ekonomi sistemini kurmuş olmasına rağmen, Atatürk sonrası demokrasisi yeni Cumhuriyet olmasına rağmen tam yerleşmediği için, Cumhuriyetimizin kurulmasında ulus devletin kurulmasına karşı çıkan iç nifaklar dış düşmanla tekrar işbirliği içine girdikleri için yarım kalmıştır. 1950 yılında başladıkları ve halkın eğitimsiz kalmasının yolunu açarak sorgulayabilen insan yetişmesinin önü kesilmiştir. Milli, aydın, akıl ve bilim yolunda eğitim ve öğretim yerine cemaat ve tarikat localarının din, siyaset ve sermaye adına vakıf, dernek gibi niyetlerle yuvalanması, darbelerle düşünce ve eylem birliği koparılmış zorla, baskı ve şiddetle milli ekonomi tahrip edilmiştir. Bugün yine tüm komşularımızla düşman olacak bir ihanetin içinde vatanımız ve milletimiz kanla kazandığımız toprağımız için iç ve dış savaşa sürüklenmek istenmiştir.
1950 sonrasında vatanımıza ve milletimize en büyük kötülüğü her mahallede bir milyoner diye başlatılan kendi milli sermayemizi kuralım derken bu sermayeyi büyütüp kendimize düşmanlık yapacak ihanetlerin projelerinde yer almalarına göz yuman niyetlere de ülke yönetme yetkisini verdiğimiz ile yüzleşmek noktasındayız. Bugün her mahallede bir milyoner zihniyeti her yandaşın vatanı ve milleti tehdit edenlere destek olan ve kanat gerek projelerinde paralarına para kattığı, büyük paralarına, şirketlerine, batı ile ihanet ilişkilerine güvenerek aynı niyeti sürdürmeye meyilliler.
21 Aralık 2015 tarihinde çıkan kitabım Mobbing Bank Türk Fırtınası ile kitapla sermaye ihanetine haksız yere işsiz bırakıldığım, iş verilmediğim, devleti yönetenler ve ilgili kurumlar tarafından bu ihanetlerin korunması dolayısıyla asil olarak kitapla dünyada bir ilki gerçekleştirdim MUHTIRA verdim.
Çünkü bugüne kadar ne kadar MUHTIRA ve darbe yapıldıysa hepsi Türk Milletine karşı yapılmış, hepsinin arkasında dünya mafyasıyla işbirliğini artık ispatladığımız sermaye vardı.
19 Ocak 2016 tarihinde ülkemizde sosyal ağlarda kitabımı tanıtıyor sırrım gereği dünya mafyasıyla birlikte ülkemizi Arap Baharı gibi karıştırmak isteyen içimizde bize düşmanlık edenlerin yani sermaye mafyasının başı Mustafa Koç olduğunu açıkladım.
Mahşer Tufanının bittiği ve insanlığın son putunun Anadolu’dan yıkılmaya başladığının, Firavun sonrası son ibretin yaşanması adına dünyadaki tüm zalimlerin yaşattıklarını yaşamaları adına 19 Ocak 2016 sonrası çağ değişmiştir. Türk Milleti ikinci kurtuluş milli ekonomi savaşını ilahi tecellinin sırrıyla kazanmanın yolunu açan ibret tüm zalimlerin CANLI HELAK olmaları ile kapitalizm Türkiye Cumhuriyetinde ilk yıkılmaya başlanmış, Türk Milli ekonomisinin ve dünyadaki tüm Türklerle TÜRK BİRLİĞİ kurulmasının gereği haksıza karşı haklı olan Türk Milletine yeni bir fırsat sunmuştur.
Mahşer tufanı yaşanmadan önce gemi sırrıyla yazılmış kitabımda liberal sömürünün ülkemizde bittiğini ilan eden ilk kişi bir işsiz bankacı ve asilden vekillere kitapla dünyada bir ilki gerçekleştiren MUHTIRA veren sır kitabım olmuştur.
Bunun gerçekleşmesi için önce milli bir yönetime kavuşması ve işledikleri bunca suçu örtmek için Anayasa ve Başkanlık gibi hilelerle yargı erkini devre dışı bırakanları şimdi asil olan Türk Milleti devre dışı bırakacağı döneme girilmiştir.
Orta çağ uykusundan uyanarak bir çağdan bir çağa Türk Milletini taşıyarak eşsiz bir devrimle kurulan Cumhuriyetimiz bugün Atatürk’ün yarım kalan devrimlerini tamamlayarak geleceğe sonsuza kadar yaşayacak son ve tek devlet olduğunu ispat edecek bir olgunluğa ve kıvama yol almış sorunların içinden yine insanlık devrimi ile çıkacaktır.
2001 yılı krizine sebep olan onuncu Cumhurbaşkanımız Sezer’in Anayasa kitabını fırlatmasını bankalarımıza el koymak amacıyla parayla para kazanma aracı olan ve kanunla korunan tefecilik kurumu borsadır. Bugün kitapla kendisinin de sorumlu olduğu bir bankaya ve dünya mafyası ile gizli ve kirli işleri ortaya çıkan Koç Holding yönetim kurulu başkanı olduğu ve Tüsiad ve Tesev locası üyelerinin olduğu herkesçe duyulmasına rağmen gözlerini kulağını, vicdanlarını kapatmışlardır. Sebep batının kurumları batmasın, işbirlikçiler zarar görmesin, Türk Milleti ne olursa olsun zihniyetinin ihanetidir. Hayatını 21 Ocak 2016 tarihinde açıkladığım tarihten bir gün sonra ibret adına kaybeden Mustafa Koç ihanetini bile görmezden gelip paraları bugün borsadan çekememişlerdir. Bunun sebebi çok barizdir paralarını çekmeye kalktıklarında kendi şirk kurumları batacaktır. İşte mahşer tufanı ve canlı helak ile ilahi adaletin ibret terazisi burada sözde Müslüman ve imam olduğunu on dört yıldır ülkemizi sermaye ihanetine Türk Milletinin doksan yıllık birikimlerini peşkeş çekenlerinde sonunu getirerek en önemli ve köşeye sıkıştıran çaresiz bırakan ibrettir.
Borsa da parasıyla para kazanan kanunla korunan tefecilerden vergi bile almamaktadırlar.
12 Eylül 1980 askeri darbesi sermaye lehine Türk Milletine toplu yapılmış ve batı çıkarına insan terörüyle birlikte açılmış bir savaştı.
12 Eylül 2012 tarihinde Akbank’ta bunun birebir ayrımcılık adına en ibretini yaşadım ve mahşer tufanı gereği bu zalimler kendi ayaklarına kurşun sıktılar. Bu ilahi tecellinin gereği bankada 16 yıl çalışmamın, çalışırken milli ekonomi ve milli üretim bankacılığı için verdiğim mücadelenin, kredi kartı ve bireysel kredi yoluyla kanunla korunan tefeciliğe karşı çıkmamdır. Bu ilahi tecelliyle ilgisi olduğunu, 3 yılda sır gibi kitabımın gemi sırrıyla yazmamın, bankaya karşı hiçbir açığımın olmamasının, tüm yanlışları sanki özellikle bankanın bana basireti bağlanmış gibi yaşmış olmalarının sırrı kendi yaptıklarıyla kendi sonlarını getirmeleri adınaydı.
Bundan sonraki süreç liberal kapitalizmin cenazesinin kaldırılması ve haksız yere, maddi silahlarla algı değiştirmek isteyen işbirlikçi ihanet içinde olan sermayenin milli üretim ekonomisine geçilerek kamulaştırma ile üretim ekonomisi kurulacaktır.
Sermaye ihaneti kendi kötü niyeti ile Türk Milletine yakalanmıştır.
Biz hiçbir kimseyi karalamadığımız gibi hem yaşadığımız haksızlığa şahsi anlamda, hem de vatanımız ve milletimiz üzerinde oynanan kirli oyunları ortaya belgeleriyle, ispatlarıyla ortaya çıkarıp haklılığımızı savunmaktayız.
Atatürk’ün dediği gibi söz konusu vatandır ve gerisi teferruattır.
Vatana ve millete ihanet eden kim olursa olsun asla affedilmeyecektir.
Mahşer tufanının sırrı budur. Acırsak daha da acınacak hale getirmek için fırsat bekleyenlere acıyamayız.
Ülkemizin bugün polis devleti gibi yargıyı baskı altında tutarak gerçek adaletin ve hakkın yerini bulmamış olması bulmayacak anlamına gelmemelidir.
Sabırla, azimle, kavga etmeden, bilgi ve belge ile haklılığımızı sonuna kadar savunmaya ve ihanet edenlerin gerçek adalete teslim oldukları güne, milli yönetimin kurularak yarım kalan Atatürk devrimlerinin tamamlanmasına kadar bu mücadele sürecektir.
Demokrasimiz sıkıntısını yasama, yürütme, yargı ve basın erklerini yeniden yapılandırma adına insanlık devrimi aşmalıdır. Cumhurbaşkanlığı yerine Türk Devlet Başkanlığı makamı oluşturulmalı, Türk Devlet Başkanlığı makamı 1934 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkı veren dünyada ilk ülke olan Türkiye Cumhuriyeti yarım kalan Atatürk devrimlerini bir kadın bir erkek devlet başkanı ile çok daha ileri bir seviyeye taşımalıdır.
Siyasi partilerin ve ideolojilerin tamamı vatana ve millete zarar getirdikleri için kapatılmalıdır. Partisiz parlamenter sistem tek çaredir. Her il kendi vekillerini seçerek Türkiye Büyük Millet Meclisine göndererek Türk Devlet Başkanları ve bakanlar kurulu o dönem için yeniden seçilmelidir.
Türk İnsanlık Devrimi sonrası Anayasa yeniden yazılabilir. Anayasanın yeniden yapılabilmesi halk devrimine bağlıdır. Tüm halkın iştirak etmediği hiçbir dayatma ve kötü niyet ile Anayasa ve rejim değiştirilemez.
Başbakanlık makamı kaldırılmalıdır. Bakanlar kuruluna Türk Devlet Başkanları başkanlık etmelidir.
Yargı bağımsız olmalıdır. Yasama ve yürütme Türk Devlet Başkanlığı makamı ve TBMM ile işbirliği içinde yürütülmeli ve bağımsız yargı tarafından sürekli denetim altında tutulmalıdır.
Toprak reformu yapılmalı tüm topraklar Türk Milletinin her ferdi adına devletin adına geçmelidir. Devlet her ailenin barınma, eğitim, öğretim ve tüm ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Herkes eşit haklara sahip olmalıdır. Herkes devlet fabrikasında çalışmalı, üretmeli ve eşit paylaşmalıdır.
Zengin millet adına devlet olur, şahısların zenginliği eşitliği bozan ve hukuksuzluk üreten bir sistem olduğu artık herkesçe anlaşılmak zorundadır. Çünkü bu zalimlik asla devam edemez. Hatta çok büyük iç savaşa sebep olur.
Bugün ki ekonomide sorun herkes çalışıp kazanıp sermayeyi ve işbirlikçilerini doyurmaya çalıştıkları için bu kriz bitmemektedir.
Türkiye Cumhuriyetinin kara ve deniz topraklarındaki tüm kaynakları fazlasıyla nüfusunu kendi kendine yetecek kadar bir kaynağa sahiptir.
Sorun gücü ele geçiren sermayenin siyaseti halka ihanet ve saygısızlık ederek demokrasi dışında darbe ve Türk Mevsimi gibi ihanetlerle kirli ilişkiler ile ihanet ve devleti çökerterek batı ile işbirliği adına batı çıkarına sömürge bir ülke haline getirmekti. Bu önlenmiş olup yaşadığımız sıkıntı kaybedenlerin kaybetmiş olduklarını sahip oldukları ve bizden kazandıkları halde bize ihanet ettiklerinin ortaya çıktığı halde yine baskı, şiddet veya başka hukuksuz yollarla ihanete devam etme niyetleri artık tarihe karışacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti hiçbir niyetin şahsi hatasına kurban edilmeyecek kadar asil ve köklü bir devlet ve millettir.
|
Önder Karaçay
Mobbing Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı
|
Etiketler:
Akbank,
Atatürk,
Canlı Helak,
Devrim,
İşsizlik,
Mahşer Tufanı,
Milli Ekonomi,
Mobbıng Bank,
Muhtıra,
Önder Karaçay,
Tam Bağımsızlık,
Türk,
Türk Devrimi,
Türk Fırtınası,
Ulus Devlet,
Zulüm
27 Nisan 2016 Çarşamba
Atatürk'ün Türk İnsanlık Devrim Projesi // Önder Karaçay : Komisyonculuk Belası // Dip Dalga // Önder Karaçay...
Atatürk'ün Türk İnsanlık Devrim Projesi // Önder Karaçay : Komisyonculuk Belası // Dip Dalga // Önder Karaçay...: Komisyonculuk Belası // Dip Dalga // Önder Karaçay Posted on 27 Nisan 2016 by Mobbing Bank Türk Fırtınası Önder Karaçay Kom...“Komisyonculuk ahlaklı ticarete bulaştırılmaması gereken ahlaksız bir rüşvet alma sistemidir.” / Önder Karaçay
Kanunla korunmuş olması basiretli ve ahlaklı olduğunu göstermeye yetmez. Çünkü bu kadar kolay ve emeksiz para kazanmak olamaz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)