Vekil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Vekil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2016 Pazartesi

Atatürk’ü ve Atatürk ile Aldatanları Anlamak // Türk Fırtınası // Önder Karaçay

Atatürk’ü ve Atatürk ile Aldatanları Anlamak // Türk Fırtınası // Önder Karaçay

CjwOdkGVEAE679y
Atatürk’ü ve Atatürk ile Aldatanları Anlamak // Türk Fırtınası // Önder Karaçay
Bugün görüyorsunuz ki bazı ihanetler kendileri hakkında algı değiştirmek için Atatürk’ü kullanmak yolunu seçmişlerdir. Yıllardır hem Atatürk’ü, hem Türk Milletini sırtından vuran bu hainler aynı zamanda Atatürk’ün Türk Milleti için kurduğu Cumhuriyeti ve milli ekonomiyi işbirlikçi düşmanlarla birlikte talan etmişlerdir.
“Ulus vekillerini seçerken çok dikkatli ve kıskanç olmalıdır.” // Mustafa Kemal Atatürk
Değerli büyüklerim, değerli Türk kadınları, değerli Türk gençleri ve değerli Türkiye Cumhuriyetinin her yurttaşı çok zor günlerden geçiyoruz.
Bu zor günlerde yine ufkumuzu açan tek lider, tek fikir ve tek ideal Atatürk, fikri, eseri ve idealidir.
Yukarıdaki sözünü Nutuk’dan aldım. Bu sözün devamında dahi bakın daha neler söylüyor;
“Padişahlarla, halifeler ile yönetilmiş ve yönetilen ülkelerde yurt için en büyük korkulur durum, padişahların ve halifelerin düşmanlarca satın alınmalarıdır. Bu çokluk kolaylıkla sağlanabilmiştir. Meclislerle yönetilen ülkelerde de en yıkıcı durum, kimi milletvekillerinin, yabancılar çıkarına, adına çalınmış ve satın alınmış olmalarıdır. Millet meclisine değin girmek yolunu bulabilen yurt hayınlarına rastlamanın uzak olmayacağına, tarihin bu konudaki örnekleriyle inanmak gereklidir. Bunun için ulus, vekillerini seçerken çok dikkatli ve kıskanç olmalıdır. Ulusun yanılgıdan korunması için tek sağlıklı yol, düşünceleri ve eylemleriyle ulusun güvenini kazanmış bir siyasal partinin, seçimde ulusa kılavuzluk etmesidir. Genellikle ulus bireylerinin, adaylarını ortaya atan, her kişi için yargıya varabilmesine yarayacak sağlam bilgisi ve gerçeğe uygun görüşü bulunacağını, kuramsal olarak tasarlansa bile, bunun büsbütün doğru olmadığını, deneylerin deneyleriyle, çürütülemeyecek bir açıklık kazanmıştır.”
10 Kasım 1938 Atatürk’ün ölümünü fırsat bilenler içimizden devşirdikleri hainlerle 1950 yılında “yeter söz milletindir” ve “her mahallede bir milyoner” üreteceğiz zihniyeti bugün doksan yıllık ekonomimizi ve neyimiz var neyimiz yok hepsini her yandaşın ve işbirlikçi hainin cebine indirerek ekonomimizi 12 Eylül 1980 ile başlayan gerici, bölücü ve talan edici unsurlarla bugün devletimizi yıkma ve padişahlık, halifelik gibi sıfatlarla Türk Milletinin karşısına ihanetleriyle bunu devam ettirmeye çalışacak kadar gözü dönmüş bir gaflet, delalet, garabet ve ihanet içerisindedirler.
Atatürk dünya tarihinin çağ değiştirme anlamında insanlığın yaşaması adına o günkü zulmü yok eden en önemli evrensel değerimizdir.
Dünyada ve içimizden devşirdikleri düşmanlıklarla birlikte aslında değerinin ne kadar büyük olduğunu gösterir.
İhanet içinde olanların bile Atatürk’e sarılmış olmalarını görmek bizi hem üzmekte, hemde mutlu etmektedir.
Bizi bundan sonra çok daha mutlu edecek olan tüm Türk Milletinin iç savaş gibi kışkırtma ve oyunlara alet olmadan, kötü niyetleri tarih, insanlık ve hukuk karşısında çaresiz bırakarak bu ihaneti yenebiliriz.
Şunu çok iyi idrak etmeliyiz ki; 1950’den bu yana Türkiye Cumhuriyetinin 12 Eylül 1980 sonrası daha şiddetlenen bir gerileme, duraklama evresiydi.
Bundan sonraki süreç geçmişin bu pisliğini temizleme ve yarım kalan Atatürk devrimlerini tamamlayarak ve özellikle sermaye, siyaset ve din tarafında hainleri çok iyi ayıklayarak bunu aşacağız.
Atatürk’ün Türk Milleti ile kurduğu Türkiye Cumhuriyeti tartışılmaz bir tarihi gerçektir. Tartışmaya kalkanları tartışmalı bu ihanetlerden çok ivedi kurtulmalıyız.
Yaşadığımız sermaye, siyaset ve din adına düşman lehine işbirliğinin psikolojik savaş adına Türk Milletini maddi silahlarla yıpratma savaşı olup, Türk Milletinin sabrı, duyarlılığı, sağduyusu, ahlakı, tarihi enginliği, geçmişi ve geleceğe olan inancı bu belayı da başından atmasına fazlasıyla yetecektir.
Atatürk’e düşmanlık edenlerinde Allah ve din ile, taptıkları maddi silahlar ile para putuna tapanlar ile toplumu aldattıklarını da görmezden gelmeden bu engeli daha kolay aşacağız.
İkinci kurtuluş savaşımızın iki cepheli olup; birincisi algı terörü ile psikolojik savaş, ikincisi ekonomide ki işgale son vermek savaşıdır.
Önder Karaçay
Mobbıng Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı

21 Nisan 2016 Perşembe

Duran Adam Destanı // Dip Dalga // Önder Karaçay

Duran Adam Destanı // Dip Dalga // Önder Karaçay

fft99_mf3383275
Duran Adam Destanı // Dip Dalga // Önder Karaçay
Tarihin adı Türkler destanların hem başlangıcı hemde devamıdır. Ergenekon destanı ile demiri eriten Türkler Gezi Eylemi ve Duran Adam Destanı ile zulmü eritmeye başlamıştır. Gezi eyleminin önlenme tarzı kanlı bitmiş ve polis devleti uygulamasına en bariz örnektir. Çünkü ağaçları korumak isteyen gençler hiçbir taşkınlık yapmamışlardır. Mahallelerde halk günlerce halk kongreleri yapmış, tencere ve tava çalarak zulme tencere tava aynı hava sözünü söyletmiştir.
Vekil asile tarihte ilk kez kurşun sıkıyordu.
14 yaşında Berkin Elvan vuruluyor aylarca hastanede yatmak zorunda kalıyor, 15 yaşına hastanede 16 kiloya düşerek hayatını kaybediyordu. 9 genç bir çocuk öldürüldü.
Geçtiğimiz günlerde halktan korkan Cumhurbaşkanı gezi fobisi sebebiyle gezi terörden daha tehlikelidir söyleyerek halkı terörden daha tehlikeli göstermiştir. Sosyal medya kendi işine yaradığı zaman yanlışını görmeyen Cumhurbaşkanı kendi işine gelmeyince sosyal medya terörden daha tehlikelidir demek zorunda kalmıştır. Sosyal medyanın fitne ve fesat üreten paylaşımlarına izin veren bir alan olduğunu ilk söyleyen benim. Nedense bu gerçekten sonra bu sosyal medya terörü de görülmüş oldu. Sosyal ağların doğru kullanılmasına terör demişse gezi eylemlerinde yaptığı yanlışa yine düşmüş demektir. Terörle mücadele yerine müzakere yapanların terörle ilgisi olmayanlara terörist demesi çok manidar bir tarihi yanılgı ve korkunun ifadesidir. Ergenekon kumpasına da terör diyenlerin sonunu gördük. Daha onun hesabını da verecekler.
Meşrutiyet ile 250 yıllık devrim tarihi olan Türk Milleti bu garabetin üstesinden de gelecektir.
Bu gaflet, delalet hatta ihanet garabeti sermaye derin devletinin gizli ilişkilerine göz yummuş milli ekonominin sonunu getirecek doksan yıllık birikimleri satmış, ekonomiyi üretmeden, ithalat, borç ve tüketim ile batırmışlardır. İnşaat+banka balonu patladığında ne yapacaklarını göreceğiz. 14 yılda işsizlik üretmişlerdir. İşsizlerin teröristler, Suriyeliler kadar değeri olmamıştır. Tarihe işte böyle yazılmışlardır.
Mobbing Bank Skandalbank’ın Skandalları Türk Fırtınası kitabımla MUHTIRA almışlardır.
Asil bu sefer vekile ihtar vermiştir.
Duran Adam Destanından sonra Mahşer Tufanı Destanının tarihi yazmaktayız.
Adam günlerdir durmuyordu ve aniden durmuştu,
Yerinde duramayan adam adeta tutukluk yapmış gibiydi,
Duran adama durup herkes bakıyordu,
Onun gözleri dalgalanan bayrağa ve atasının gözlerinin içindeydi,
Emanete sahip çıkıyorum der gibi duruyordu ve kararlıydı sürekli durmaya.
Karşı duruyordu aslında,
Zulme, gaza, suya, şiddete karşı,
Duran adamı duyan duruyordu.
İşi olan kendi yerine ayakkabılarını bırakmış,
Ayakkabıları ruhu yerine duruyordu,
Bu eşi benzeri görülmemiş tepki ülkeye yayılıyor,
Dünyaya yayılıyor, dünya duruyordu.
Zulüm ise yerinde duramıyordu,
Terse dönmüştü her şey,
Baş döndürüyordu!
Zulme karşı ise herkes duruyordu.
Dünya tarihinde bir ilkti duran adam,
Duran adamı durduran neden duruyorsun diye,
Tutuklamaya kalkıyordu,
Meydana çıkıp durmayanları da tutukluyor duranları da,
Zulüm böyle bir şeydi işte,
Zulme karşı olmak ise bir zekâ işiydi.
Duranları durduramıyorlar duramayan adamlar,
Şiir durmuyordu, söz durmuyordu, dil durmuyordu,
Zekâ durmuyordu, zulüm de durmuyordu,
Duran adam karşı duruyordu.
Zulmün karşısına dikilmişti,
Duramayanları bile durduruyordu.
Kimin durup, kimin durmadığı karışıyor,
Duramayan adamlar şimdi duruyordu,
Bir duruyor, bir durmuyor, bu durum aslında;
Zulmünde sabrını zorluyordu.
Birkaç gün önce duramayan adam,
Şimdi duruyordu!
Zulüm ise niye duruyorsun diye vuruyordu,
Dursan suç, dur masan suç oluyordu,
Duran adamı gören, duyan yine karşı duruyordu.
İnsanlar bu sefer durmasınlar diye,
Hayat duruyordu,
Zulmün kafası iyice karışmış olmalıydı ki,
Adeta aklı duruyor gibiydi,
Ne yapsa olmuyordu,
İnsanlar bir duruyor, bir durmuyordu.
Zulüm ne yapsın,
Bu zekâ karşısında akılları duruyordu.
Durmak yasak yasası mı çıkarsalardı acaba?
Ya sonra durmasalar diye zulüm korkuyordu.
Masum insanları, şairleri, yazarları, kırılmayan kalemleri,
Bu zulüm aslında gereksiz yere yoruyordu.
Hadi duran adamada gazını, suyunu,
Sık bakalım diyen duruyordu,
Oradan bir yabancı burası Ortadoğu gibi değil diyordu,
Ama İstanbul polis zulmü ile Beyrut gibi duruyordu.
Duran adam bir bakıyordun duran kadın oluyordu,
Duran genç, duran yaşlı, çocuk durur mu?
Duran çocuk oluyordu, çocukluk işte,
Ekmek almak için durmayan Berkin çocukken vuruluyordu.
Polis duran adamı üst araması yapıyordu,
Emri üstünden alıyordu belliydi,
Çünkü işimizi yapıyorum diyordu,
Görevi gereği neticede emir kuluydu,
Kendi kendine insan vurmuyordu,
Durursan tutuklarım diyen zulüm,
İnsanlara durmaması gerektiğini söylerken,
Kendisi durmuyordu.
Duran adamı bazıları,
Duruyor mu diye yokluyordu,
Duran adamları ve duramayan adamları,
Kimse durduramıyordu.
Şimdi duran adam akılda, vicdanda, tarihte,
En güzel örnek olarak duruyordu.
Önder Karaçay
Mobbing Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı