Yazı ve Mensur Şiirleri // Önder Karaçay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yazı ve Mensur Şiirleri // Önder Karaçay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2016 Çarşamba

Paranın Etrafında Dönmemeli Hayatlar // Zor Günlerin Söz, Yazı ve Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

Paranın Etrafında Dönmemeli Hayatlar // Zor Günlerin Söz, Yazı ve Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

tefecilik-tefeci
Paranın Etrafında Dönmemeli Hayatlar // Zor Günlerin Söz, Yazı ve Mensur Şiirleri // Önder Karaçay
“Bir insanın, bir kurumun, bir fikrin niyetini öğrenmek o isteğe kendini kaptırmaktan daha faydalı bir hayat duruşudur. Bunu geç anlamak önemli değildir, önemli olan anladıktan sonra mücadeleye başlamak hayat kurtarır.” / Önder Karaçay
Parayı amaç yapan araçları ortadan kaldırdığımızda paranın etrafında dönmekten kurtulacağız.
Parayı, bankayı, bankerliği veya kanunla korunan tefeciliği artık tefe koyma zamanı gelmiştir. Türkiye Cumhuriyetinin geleceğinde geçici bir süre üretim adına bankacılık milli zihniyetle olabilir artık. O zaman nedir bu para, banka ve kanunla korunan tefecilik gelin inine kadar inelim, öğrenelim ve öğreterek kurtulalım bu beladan.
İlk İtalya’nın Roma kentinde bir bankın etrafında,
İlk borç verme işlemi başlamış,
Para ve bankanın ilk buluşması, bugün insanlığı sömüren,
Sistemin ilk adımı o gün atılmış ve bu günlere gelinmiştir.
Borç verme işini yapanlara banker, bu tür kurumlara da banka denilmiştir.
Para nedir?
Devlet tarafından ödeme aracı olarak basılan,
Üzerine saymaca değeri olan kağıt veya madeni çeşidi bulunan,
Mal ve hizmet değişim aracı olduğu içinde,
İnsan için peşinde koşulması gereken fikrinin hüküm sürdüğü,
Bir putlaşma aracına dönen ve etrafında hayatlar döndüren,
İnsanlık tarihinin en utanç verici sömürge aracıdır para.
Paranın yüzünden insanlığın başına gelmeyen kötülük kalmamıştır,
Paranın etrafında dönen hayatları görenler,
İnsanları borçlandırarak başlamışlar bu banker işine,
Paraya olan bağımlılığı artırdıkça gözü doymazların mesleği olmuş bankerlik,
Parayı baş tacı amaç yapmışlar doymak bilmeyen niyetlerine,
Tefeciliği kurumsallaştıran kurumlar, yasalar, ağlarla,
Dünyaya yayılmışlar!
Dünyada üretilen silahlar para çoklamak için üretilmiş ve satışmış,
Düşman üretme ve savaşların çıkma sebebi de dünyanın her devrinde,
Paraya dönüşmüştür.
Bankalar para çoklama niyetinin sinsi kalkanlarıdır.
Mevduat kabulü ve başkalarının parasını borç vererek para çoklamak,
Bu işin en kazançlı zirvesi olmuş,
Para çoklayanlar kendilerini güç haline getiren düzeneklerin sayesinde;
Halktan temsil yetkisi alanlara bile ayar vermişlerdir.
Bugün dünya barış, güven, huzur, demokrasi gibi değerlere uzaksa,
Sebebi paradır, sermaye çoklamaktır, bankacılıktır,
Siyasetin sözde rey aldıklarına verdikleri sözü tutmalarının,
Sermayenin isteklerine yerine getirme şartına bağlı hale gelmiş olması,
İnsanlığın bir başka utanç duyması gereken gerçeğidir.
Orta çağda İtalyan’lar bu işleri caddelerde bir bank üzerinde yaptıkları için,
Dilimize banka ve bankacılık olarak girmiştir.
Bugün ana okuluna giden bir çocuğun okul ödemeleri de,
Ölüm döşeğinde bir emekli insanında her işlemi de,
Banka üzerinden yapılmak zorunda kalıyorsa amacın sadece güvenlik olmadığını,
Amaç her insandan para kazanmak, her insanın zaaflarından bankaların faydalanmasını sağlamak,
Her insanı bu vahşi sisteme köle etmektir.
Para kirdir boşuna söylenmemiştir,
Bugün ki kadar da para tarihte hiç kirlenmemiştir,
Parayı kirleten bankerlerdir, gözü doymaz bu bankerlere hizmet edenlerdir,
Bu hizmette kusursuz çalışan çıkarcıların kirlenen niyetleridir.
Ülkemizde ilk banka tefecilere karşı Emniyet Sandığı adı altında,
Mithat Paşa tarafından kurulmuş olup, milli bankacılığımız,
Bugün ilk banker zihniyetini dünyaya yayanların eline geçmiştir,
Milli ekonomiye ve insanımızın yaşan tarzına uygun olmayan,
Kurumsal kılıfta birilerinin cebini doldurma adına para çoklama yapan,
Her ürünü bir insan vuran bir vahşete dönüşmüştür.
Para ve banka artık ülkemizde nefret duyulan bir iştir.
En fazla kazanan sektör olmasına rağmen ülkemizde toplumun % 1’ine bile,
İş imkânı sağlamadığı gibi üretime, ihracata kredi vermeyen bu sektör,
Tüm ürünlerini borç ve tüketimi artıran bir zihniyete büründüğü için,
İşsizlik üreten ana sebebe dönüşmüştür.
Paranın etrafında yedi milyar insanı döndüren,
Paylaşmayı sevmeyen, hep bana, hep bana diyen,
Daha fazlası için sürekli düzen değiştiren,
İşine gelmeyeni yok etmeye kalkan veya görmeyen,
Sermayeleri için savaş üretenlere hizmet eden, kötülüğün bataklıklarının artmasına sebep olan,
Bataklıklara sinsi yöntemlerle virüs üreten bu vahşiliğin,
Etrafında dönerek helak olacak insan kalmadığı için bu zalimliğin sonu yaklaşmıştır.
Ucuca para toplayıp, pahalıya satmanın adı bankacılık oldu,
Dünyanın her insan yaşayan yerinde bu zalimliğin etrafında hayatlar döndü,
Kimi zaman tersine, kimi zaman kendi kendine, genelde insanın paraya bulaştırılmış hayatı,
İnsan için üretim yapan kurumların ticari hayatı bankayla öldü.

20 Mart 2016 Pazar

Parlamenter Sistem Tıkandı Oyunu Oynanıyor – O Zaman Seçenek Sizsiniz // Zor Günlerin Söz, Yazı ve Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

Parlamenter Sistem Tıkandı Oyunu Oynanıyor – O Zaman Seçenek Sizsiniz // Zor Günlerin Söz, Yazı ve Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

slide_59
Parlamenter Sistem Tıkandı Oyunu Oynanıyor – O Zaman Seçenek Sizsiniz // Zor Günlerin Söz, Yazı ve Mensur Şiirleri // Önder Karaçay
 
Düzenin partileri düzenin düzenini kurmak Cumhuriyet rejimini yıkmak isteyenlerin oyununa hizmet etmek için parlamentoda danışıklı hodri meydan oyunu başlattılar.
 
Bu ne anlama geliyor? Bakın dokunulmazlığın tamamını kaldırmak istedik, birileri yanaşmıyor diyecekler ve başlayacak parlamenter sistem işlemiyor tartışmasına dönecek ve çözüm yine Anayasa ve Başkanlık pazarlığına dönecek.
 
14 yıl önce bunun sözünü verip halktan yetki alarak parlamentoyu şahsi ve yandaş çıkarına çalıştıran bu zihniyet geçmişin hesabını vermeden hodri meydan diyemez. İkincisi diğer düzen partilerinden çok emin oldukları için bu kadar halkı kandırmak salvolarıyla hareket ediyorlar. Cumhurbaşkanı ve Başbakan arasında da sanki bir sorun varmış izlenimi de bu oyunun bir parçasıdır.
 
Başbakan çıkıp Cumhurbaşkanına şunu demelidir; icranın başı benim Türk Milleti adına görevli Başbakan benim lütfen Anayasa dışı hiçbir işe karışmayın yargı ve yasama organına talimat vermeye kalkmak gibi suçları işlemekten vazgeçin.
 
Bunu demediği için bu sorun bu kadar büyütülmektedir. Amaç Başkanlık pazarlığına götürmek, 14 yılda işlenen suçları, Cumhuriyetin birikimlerini satanları devlet şemsiyesi adı altında koruma altına almaktır.
 
Bunun demokrasiyle, insan hakkıyla uzaktan yakından alakası olmadığı gibi dikta bir dayatmadır.
 
TBMM’nin bu taleplere karşı Türk Milleti adına kurumsal kişiliğini koruyamama aczine düşmüş olması bilinçli bir kötü niyettir.
 
Ülkemizde en büyük sorun adaletsizliktir. Adaleti yok edende Adalet Bakanlığıdır. Adaleti sermaye ve yandaş çıkarına adına milletten yetki alıp milleti unutanları korumak adına yargıyı baskı ve denetim altına alarak adaletin millet aleyhine işlemesini sağlayan bir yapıya dönüşmüştür.
 
Milli yönetime kavuştuğumuzda Adalet Bakanlığını ya kaldıracağız ya da yargıyı baskı altına alma yetkileri yasaklayacağız.
 
Adalet Bakanlığının evrensel hukuk adına görevi adalet kurum ve o kurumda çalışanların ihtiyaçlarını Türk Milleti lehine yapmaktır. Türk Milleti aleyhine ve sermaye ile yandaş çıkarlar lehine iş yapanları koruma bakanlığı en büyük ihanet örneğidir.
 
14 yılda yapılan her iş ihanettir.
 
Terör barış ve açılım adı altında siyasallaştırılmış, iktidar ve muhalefet birlikte direk veya dolaylı destek olmuştur.
 
Doksan yıllık birikimlerimiz satılmış, satılanlarla birlikte satışın karşılığı gelirde birilerinin cebine indirilmiştir.
 
Denetim ve yargı işletilmemiş. Mesnetsiz davalarla toplumun aklını çelmek yoluyla gündem başka tarafa kaydırılarak yumurtalar gece ve torba yasalarla çalınmıştır.
 
Toplumu kandırmak ve uyuşturmak amacıyla yazılı ve görsel medya batılı işbirlikçileri aracılığıyla desteklenmiştir.
 
Bugün hiçbir siyasi parti derin sermaye devletine, batı düşmanına karşı olarak kamulaştırma ve Türk Milli üretim ekonomisini kurmak gibi bir söylem ve Türk Milletinden görev almayı istemek gibi programı olan siyasi ideoloji yoktur. Kendi şahsi çıkarlarını ülke ve milletin geleceğinden üstün tutan zihniyetlerin halay çektiği bir toplu ihanet yaşanmaktadır.
 
Dış siyasette iflas eden stratejik derinlik çukuruna alternatif tek siyaset Yurtta Barış, Dünyada Barış olup bunu terk edenler, komşularımızın iç işlerine karışanlar yüzünden dost tek bir komşu ülke kalmamıştır.
 
O zaman çare Türk Milletinin tüm yurtta top yekun duruma el koyması ve Türk İnsanlık Devrimini tamamlamasının yolunu açacak görevi vekaletten almasıdır.
 
Bunun yolu da geçici bir kabine ve Türk İnsanlık Devrimi yasalarını çıkararak partisiz parlamenter sisteme geçilerek bir kadın, bir erkek Türk Devlet Başkanlığı makamı ile Başbakanlığı kaldırarak gereksiz Avrupa Bakanlığı yerine Denizcilik Bakanlığı gibi bakanlıklar kurarak batı hizmetçiliğinden ülkeyi ve milletin kaderini kurtarmaktır çare.
 
Bu anlamda söz yine şiirin olup söz geçirmek içindir.
 
Seçenek Sizsiniz // Zor Günlerin Mensur Şiirleri // Önder Karaçay
 
“Seçeneksiz bırakırlar ihanete ortak olanlar,
Çıkarı için çoğalır, kandırmak için dağılırlar.
Kaçan fırsat geçen gençlik gibidir,
Yaşlı olsanız bile seçenek sizsiniz!
 
Dört yanlış seçenek karşısında seçenek sizseniz,
Doğru siz olduğunuza göre dört yanlışı götürüp,
Seçimi doğru yapacak olan seçenek sizsiniz.
 
Seçilenin seçtiğini seçenlere seçen mi denir?
Seçen kim? Seçilen kim? Hakkından geçen kim?
Ne zaman seçtiniz ki, istediğinizi seçemediğinizi de hiç bilmediniz.
Sizi seçeneksiz bırakanlar yine sizsiniz.
 
Memleketin direği adalettir dersiniz,
Adaleti ve devleti öldüreni görmezsiniz,
Kalkıp birde bizim ne suçumuz var da dersiniz,
Sizi seçeneksizliğe iten seçenek sizsiniz.
 
Gözünü kapatarak seçen sizsiniz,
Sizi seçimden seçime kullananlara kullandıran yine siz,
Gözler her insanda kördür, cesaretiniz varsa bakabilirsiniz!
Yüreğinizin gözüyle görmezseniz seçemezsiniz.”

1 Mart 2016 Salı

Devrim Nedir? Devrim Kelimesinden İnsanlar Neden Korkmaktadır? // Türk Devrimi Söz, Yazı ve Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

Devrim Nedir? Devrim Kelimesinden İnsanlar Neden Korkmaktadır? // Türk Devrimi Söz, Yazı ve Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

zaman-2
Devrim Nedir? Devrim Kelimesinden İnsanlar Neden Korkmaktadır? // Türk Devrimi Söz, Yazı ve Mensur Şiirleri  // Önder Karaçay
 
Devrim bir kişinin cesaretle çıkıp gerçeği yazması, söylemesi ve haykırmasına denir.
 
Devrim bu cesaretin ve gerçeğe olan inanın zamanla çoğalmasıyla ve yaşananların insanları bunaltması sonucu karşısına konulabilecek o gün ki şartlarda başka bir gerçek olmadığı için gerçekleşir.
 
Türk insanlık devrimi insanlığın son ve tek örnek devrimi olarak Atatürk adına 1923 yılında kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile İslam bayrağının ve insanlığın bayrağının ilahi kudret tarafından mahşer tufanı canlı helak yaşanma sebebi insanın çıkarı için adaleti öldürmesi ve bütün sistemleri beşeri düzende kilitlenmesinden kaynaklanmaktadır.
 
Fitne ve fesat başka ağlarda paralı askerlerine darbe, idam gibi anlamsız seçenekleri tartıştırmaktadır.
 
Oysa bunun çaresini koyduk ortaya. Canlı helak belirtileri olarak yazdım.
 
İlahi adalet Türk İnsanlık Devrimini neden devam ettirmek istedi?
 
Bunun çok açık sebebi; Kerbela olayı sonrası fitne ve fesat lanetlilerin en çok silah, düşman, savaş ve kan akma karışıklıklarını Türk Milletine savaş açmak amacıyla oynadığı oyunlar sonucu kendi tuzağına kapanı ile düşmesi ve Türk Milletinin hiçbir oyuna gelmemesi, insanlıktan asla vazgeçmemesi birde Türk Milletini yetmiş yıldır kandıran, sermaye+siyaset+din adına Karun+Firavun+Haman üçlüsünün bir arada zulmünü yaşadığı için ve bitişi hak etmediği için bitmesi gerekenin fitne ve fesat olması gerektiği için bu ilahi sır bir tufanla hem adaleti sağladı, hem insanlığın sonsuzluğa giderken örnek ve yarım kalan projeyi tamamlama fırsatı verdi. Hemde bu zulmü yaşatan her devlet, kurum ve kişinin sonunu öldürmeden yaşattığını yaşasın diye getirdi.
 
Toplumu din adına cami, tarikat, cemaat gibi tuzaklarda, sermaye adına vakıf, dernek ve üniversite gibi localarda, siyaset adına siyasi parti üyelerini lanetli localara üye yaparak bozdular.
 
İnsanlık devrimi ile insan ıslahına başlayacağız. Önce fitne ve fesat yükünü bu toprakların boşaltması gerekir.
 
Susmak kadar susmamakta haktır. Her susmak edebinden susmak anlamına gelmediği gibi bazı susmak en büyük cevaptır. Bazı susmamak adına haykırmak yöntemi itibariyle fark üretmişse çok büyük cevap ve hepsi devrimdir.
 
Susturmak veya susturulmuş olmakta bir devrimdir.
 
Devrim bir günde olmaz. Olgunlaşması yıllar alır.
 
1950’de başladı aslında bu devrim.
 
12 Eylül 1980 tarihinde bize karşı kanlı savaşa dönüştü.
 
28 Şubatta şer gömleği değişikliği son darbe adına sivil darbe olarak Türk Milletine karşı zalimlik yapıldı.
 
Yapanlar Türk Mevsimi ihanetini işleyen işbirlikçi derin sermaye devleti ve siyasettir.
 
Yine para, yine çıkar, yine halktan habersiz ve kandırarak gerçekleşmiştir.
 
Benim hayatın verdiği rolle sahneye çıkıp yazdığım kitapla ve sırrım için Allah’ın verdiği güçle rolleri değiştirmem devrimdir.
 
Macun tüpten boşalmıştır yazdıklarımla geri dolması asla mümkün değildir.
 
Bahar Türk Milleti adına Türkiye Cumhuriyeti çınarı ağacının dallarına devrim tohumunu olgunlaştırmış ve halkın çaresizliği için imdada son anda yetişmiştir.
 
Bakın suçlular iki aydır sinmiş ve başka niyetler peşindedirler.
 
Türk Milleti bu devrimle 1929 buhranı sonrasında olduğu gibi dünyada en büyük fırsatı yakalayan millet ve devlet olacak 2023 yılında Çin / Anadolu arasında TÜRK BİRLİĞİ kurulacaktır.
Devrim kelimesinden insanımızın korkma sebebi 1950 sonrası fikir ve eylem birliğinin yok edilerek Türk fikrinin paraya satılarak devrişilmesi sonucu insanımızın eylem umudunu yitirmesidir.
2013 yılı Haziran ayında gençlerin büyüklere verdiği dersle 10 milyon insanı eyleme katarak tencere / tava aynı hava dedirtmiş ve yine vekil asile kurşun sıkarak dünyada bir kötü ibret adına bela daha yaşanmıştır.
Berkin Elvan bu konuda sadece cenaze töreninde bile topladığı insanla o yaşta bu çağ dışı büyüklerin kan sevdasına en büyük derdi vermiştir.
Berkin // Türk Devrimi Mensur Şiirleri // Önder Karaçay
14 yaşında vuruldu,
15 yaşına hastanede can çekişirken girdi,
16 kiloya düştüğünde rakamları sıraya zulüm gibi dizdi de şehit oldu.
Berkin gibi Abdullah gibi cömertler vardı zulmün karşısında.
Ellerinde şimdi kan kaldı,
Vekil asile kurşun sıktı,
Dünyanın neresinde böyle bir zulüm vardı?
İlahi adalette de mahşer tufanı ve canlı helak olmak vardı.
Türk Milletine, İslam alemine ve insanlığa Türk İnsanlık Devrimi hayırlı olsun…
Dünyada zalimler helak olduğu için zulüm son buldu.
Bir zalimlik ve zulüm yine dahi ve büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk fikri ve ruhu ile kendine hep bana hep bana diye diye rabbena dedirtti.
Önder Karaçay