1 Mart 2016 Salı

Fitne ve Fesat, Mahşer Tufanı, Canlı Helak İbreti ve Kur’an-ı Kerim Bu Konuda Ne Diyor, Gerçekleri ve Yaşanacakları Okuyacaksınız.

Ülkede Ne Çok İdam Meraklısı Var? Fitne ve Fesat, Mahşer Tufanı, Canlı Helak İbreti ve Kur’an-ı Kerim Bu Konuda Ne Diyor, Gerçekleri ve Yaşanacakları Okuyacaksınız. // Türk Devrimi Yazıları // Önder Karaçay

zaman-unutturmaz-uyusturur-442
Ülkede Ne Çok İdam Meraklısı Var? Fitne ve Fesat, Mahşer Tufanı, Canlı Helak İbreti ve Kur’an-ı Kerim Bu Konuda Ne Diyor, Gerçekleri ve Yaşanacakları Okuyacaksınız. // Türk Devrimi Yazıları // Önder Karaçay
İdam karşı idamlar yaşatır.
Menderes ve iki bakan idamı rövanş getirmiş, Deniz Gezmiş ve iki fidanı dalından, hayattan koparmıştı vicdansız insan adaletiyle. Bu çözüm mü?
Kesinlikle doğru değil.
İmanı olan anlasın artık. Allah mahşer tufanı ile zalimleri tüm dünyada canlı helak ederek Firavun sonrası son ibreti yaşattı. İsteseydi öldürürdü.
Yaşattıklarını yaşasınlar diye.
İnsanın adaleti adil olmadığı için dünya ve insanlık bu vaziyettedir.
İdam zalimlerin düşüncesidir.
Ve örgütlü suçu birine atma ihanetidir.
Yanlıştır.
Akıl, vicdan, cesaret, iman, ve milli duygu ile birlik ve beraberlikle zalimleri, hainleri vatanımızdan temizleyeceğiz ve adaletin ölmeyeceği insanlık devrimini yapacağız.
Bu idamla çözülmez, darbe ile çözülmez.
Akıllı olun.
Güçlü olan Türk Milletidir.
Türk Milleti çözer.
Çözümün tek ve en adil adresidir.
Kur’an Bakara 179. Ayet Meali;
‘’Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz.’’
Zalimlerin kısas cezasını mahşer tufanı ve canlı helak ile beşeri adaleti öldüren insanlık yüzünden, akıl, vicdan, cesaret, iman ve güzel duygularını kaybetmemiş dünyada çok insan olması dolayısıyla bir işsiz Türk gencine verdiği sırla cezayı ilahi kudret kesti.
Kısas yaşattıkları kendileri yaşamaya başladılar ve cezasını çekiyorlar.
Unutmayı zalimlerin zulmü bittikleri zaman artar.
Yetmiş yıl dayandık bu zulme bir kaç yıl daha dayanmamız lazım.
Enkaz ve canlı ölü çok. Bu cenaze idamla kalkmaz.
Kur’an Maide Suresi 33. Ayet Meali derki;
Elmalılı Hamdi Yazır: Fakat Allah’a ve Resulüne harb etmeğe kalkışan ve yer yüzünde fesada çalışanların cezası, taktil olunmalarından veya asılmalarından veya ellerinin ayaklarının çapraz kesilmesinden veya bulundukları yerden nefyedilmelerinden başka bir şey olmaz. Bu onlara dünyada çekecekleri bir zillettir. Âhırette ise kendilerine azîm bir azâb vardır.
Nefyedilmeleri şu anlama gelmektedir. Fitne ve fesat çıkaranların fitne ve fesat çıkardıkları toprakları o toplumun huzuru için terk etmelerinin sağlanması gerekir.
Bugün yaşanan mahşer tufanı ve canlı helak ibret faturası ancak bu yöntemle çektirdikleri kadar çekmeleri için yaşamalarına insanlık imkan tanımalıdır.
Nuh peygamber iyilik adına 950 yıl yaşadı. Nuh tufanını yaşatan ve Allah’ın seçtiği bir peygamberdi.
Nuh tufanı kopan İstanbul boğazının bulunduğu Türkiye Cumhuriyetinde insanlığın son ibreti yine aynı yerde kopma sebebi kötülük adına yaşattıklarını yaşamaları adına belki de sırrını Allah’ın bildiği 950 yıldan daha uzun yaşayan zalimler olacak.
Her ölen birisini gördüklerinde keşke ben ölseydim diyecekler ve ölmek ne zaman kendilerine gelecek bekleyerek zaman geçmeyecek onlara her yedikleri hak için yutkunma sayısı rekor kıracak.
Allah’a inancı olmayan ve Allah yok diyen bu fitne ve fesat üreticileri kendilerini Allah yerine aynı Firavun gibi koymaya kalktıkları için ve insanlığın en büyük zulmünü Kerbela olayından sonra Türk Milleti ve vatanında yaşattıkları için mahşer tufanı Anadolu’da, Nuh tufanı koptuğu yerde yaşandı.
Bir asır önceden hazırlıkları başlayan ve özellikle İslam ülkelerinde Müslümanlara İsa Mesih Deccal dünyaya geri dönecek diye Hazreti Muhammed’in (ona selam olsun) son peygamber olmadığını ve din dışı Müslümanlara inanç tarikat, cemaat, Kur’an kursu gibi beyin yıkama operasyonları, Ilımlı İslam projesi, 11 Eylül niyeti ve suçu Müslümanlara atarak 12 Eylül 1980’de başlayan üçüncü dünya paylaşım savaşında son darbeyi vurarak dünyada parayla ikinci çakma devlet kurarak toprak genişletme ihaneti de tarihe karışmıştır.
Fitne ve fesat çıkaranları İslam dini ve Kur’an lanetlemiştir.
Lanetlenenlerin bu sebeple vatanları yoktur.
Onlar para putuna taparlar ve insanları şeytanlaştırarak kendilerine Allah olarak gördükleri için dünyadaki her insanı kendileri kul, köle veya başka dolaylı yollarla hizmetçi görürler.
Allah bu sebeple fitne ve fesat ile toplumları karıştıran her zalimi lanetlemiş ve helak etmiştir.
Halbuki Kur’an-ı kerimde, fitne kötülenmektedir. Birkaç âyet-i kerime meali şöyledir:
(Onlar öyle sapıklar ki, yeryüzünde fitne ve fesat çıkarırlar.)[Bekara 27]
(Onlara; “Yeryüzünde fitne fesat çıkarmayın” dendiği zaman,
“Biz ancak ıslah edicileriz” derler.) [Bekara 11]

(Fitne çıkarmak adam öldürmekten daha kötüdür.)
 [Bekara 217]
(Kalblerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak için, âyetleri kendilerine göre yorumlar.) [Al-i imran 7]

(Onlar fitne çıkarmak için can atarlar.) 
[Nisa 91]
(Onlar yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar; Allah ise bozguncuları sevmez.)[Maide 64]
(Fitneden sakının.) [Enfal 25]

(Yeryüzünde fitne fesat çıkaranlara lanet olsun.)
 [Rad 25]
İşte bu lanet yeryüzüne insanlığı silah, düşman, savaş ve kan akıtarak ganimet ile azanların lanetlendiği mahşer tufanı ile canlı helak faturası ibreti bu lanetlilerin eline geçen ne kadar maddi imkan varsa hepsinin uçması sonucu ibret daha net anlaşılacaktır.
İnsan çok unutkan bir canlıdır. Yalnız zaman yaratandır. Yaratan unutturmaz.
Unutmak isteyen ve sinsi niyetlerle unutturmaya çalışarak varlığını sürdürmek isteyen zalimler unutmak isteyen imanı kamil olmayanları zaman uyuşturur.
Uyuşan zamanla ne zaman çözülür veya çözülse bile ne işe yarar…Düşünün…
İslam ve insanlık adına, büyük Önder Atatürk ruhu;
Önder Karaçay

Tefeciye Yatırımcı Demekte Tefeciliktir // Türk Devrimi Yazıları // Önder Karaçay

Tefeciye Yatırımcı Demekte Tefeciliktir // Türk Devrimi Yazıları // Önder Karaçay

588b8054-ff3f-4b89-b5e3-36482dcc1162
Tefeciye Yatırımcı Demekte Tefeciliktir // Türk Devrimi Yazıları // Önder Karaçay
 
Küresel para sahibi tefeci zihniyete, borsalarda parayla para kazanan zihniyete YATIRIMCI diyen zihniyette puta tapan bir zihniyettir.
 
Amerika silah, düşman, savaş ve kan ekonomisiydi. 2008 yılında finans ile battı.
 
Avrupa Amerika ile aynı zihniyet ve finans silah, düşman, savaş ve kan ekonomisi olduğu için aynı tarih 2008 yılında o da battı ve Almanya’da yaşanan sıkıntılar sonucu dağılacak ve bitecek.
 
Son zamanlarda hiç sesi çıkmayan ve dünyada yaşanan gelişmelere uzak duran Çin yine Amerikan parasına ekonomisini ve sistemini kapitalizm ile battı veya batırmak üzeredir.
 
Bu gelişme Japonya ekonomisini de çok olumsuz etkileyecek. Diğerleri kadar kötü bir kader üretici ülke olduğu için yaşamayacak.
 
Ülkemizde tefeci zihniyetin parayla para kazandığı sistem borsa, döviz, kur, finans sistemi de Çin ile birlikte yerle bir olacak.
 
1929 buhranından çok daha felaket boyutta bir çöküş bekliyor tefeci zalimleri.
 
Bu gerçeği bu şekilde yazan ne iktisatçı, ne de bir finans konusunda yazı yazan yoktur.
 
Türk Milletine gerçekleri yazmaya ve Türk Devrimini gerçekleştirmek için adım adım ilerlemeye devam edeceğiz.
 
Domino taşının ilkini mahşer tufanı sonrası Türk Mevsimi ihaneti ile ilk Anadolu’da Türk Milleti yıktı zaten…
 
Zalimlere sıkıntıyı yaşatan biz Türk Milleti değiliz kendi kötü niyet ve ilişkileridir.
 
1950 sonrası Türk Milletine bugüne yaşattıklarınızın bedelinin ne olduğunu anlayacaksınız.

Türk Milletine İhanet Edenler Edenlerle İşbirliği İçinde Olan Her Niyetle Bağımız Kopmuştur. // Türk Devrimi Yazıları // Önder Karaçay

Türk Milletine İhanet Edenler Edenlerle İşbirliği İçinde Olan Her Niyetle Bağımız Kopmuştur. // Türk Devrimi Yazıları // Önder Karaçay

6877777b-31ba-43d7-8859-ff3a99a3fc2c-original.png
Türk Milletine İhanet Edenler Edenlerle İşbirliği İçinde Olan Her Niyetle Bağımız Kopmuştur. // Türk Devrimi Yazıları // Önder Karaçay
Tesev gibi bir ihanet locası olan, Bildenberg gibi bir Türk Mevsimi ihaneti olan bu kurum ancak ihaneti yaptığı ve işbirliği içinde olduğu batı ile bağlarına devam edebilir. Türk Milletini ve Atatürk ile emanetini sırtından vuranlara biz sırtımızı ve yönümüzü dönerek bağ kuramayız. İhanetin bedeli neyse gereği ilahi tecellinin yaşattığı gibi gerçekleşecektir.
Türk Milleti vatanına ve milletine vatansızlar için vatan koparmak adına toprağımıza, geleceğimize göz dikenlere gereken dersi verecektir.
Kendilerini ihanete ortak eden batı ile olan bağları bizi ilgilendirmemektedir.
Adamları, put paraları, bankaları, vakıfları, üniversiteleri, dernekleri, locaları ne varsa hepsini alıp gidebilirler.
Türk Milleti asla vatanına ve milletine ihanet edenlere göz yumacak kadar ve bu ihaneti sümen altı edecek kadar şeref yoksunu bir millet değildir.
Varsa eğer bunu sümen altı etmek isteyen şeref yoksunları onları da sümen altına süpürecek kadar ahlaklı ve basiretli insanların yaşadığı bir toplumdur Türk Milleti.
Medya terörü ile bahsetmek istediğim gerçekler işte bakın hep yeniden, hep reform, hep Soros fikri ile karşımıza çıkmaktalar.
Hürriyet Gazetesi bu haberle hürriyetini kaybettiğini ve para putuna teslim olduğunu itiraf etmiştir.
Zaten borsada işlem gören bir gazetenin Türk Milletinin geleceğinde yeri olması mümkün değildir.
Daha düne kadar siyasetle ettikleri kavga bile danışıklı dövüş oyununun bir parçasıydı.
Çünkü bunlar kendilerini Türk Milletinden para putu ile üstün gören bir zihniyetin gazeteleridir.
1950 sonrası zihniyetinin dönüşümü sonucu gazete olmaktan çıkıp işine gelmeyeni hedefe koyan, tehdit eden, iktidardan indiren, Türk Milleti adına seçim kararını kalemsilahşörleri ile veren bunun gibi borsada işlem gören gazete ve televizyonların tamamı aynı ihanetin bir parçalarıdır.
2008 yılında Akbank ihanet adına finans karakolu 1054 masum çalışanını sebepsiz işten çıkarmış.
Bu bankadan reklam almak isteyen Haber Türk televizyon ve gazetesi programcısı Teke Tek programı sunucusu Fatih Altaylı Akbank 1000 çalışanını kapıya koydu diye haber yaptıktan sonra bu tehditle reklamları kapmıştır.
Sonra aynı gazete bu bankanın bir genel müdür yardımcısı ile yaptığı söyleşide Altın hesabı ile ilgili bankanın hesap açmaya başladığı tarihten sonra bankaya hücum olduğunu , hesap açmayı yetiştirmekte zorlandığını yazacak kadar alçak haberleri para ve reklam için yapabilmişlerdir.
O tarihte bankada çalışmaktaydım. Her müdür 1 kg altın hesabı açacak kadar hedefler veriyorlardı. İnsanları inandırmak ne mümkündü.
Çünkü kuyumculuk sektörünü bitirmeye ve yastık altını diye Türk Milletinin taşınabilir servetini aşırılabilir yapmak için kura bağlayarak cebe indiriyorlardı.
Altın günleri evler yerine bankalarda yapılır olmuştu, gazeteler reklam karşılığında bu reklam bedelini bile Türk Milleti ödüyordu bu reklamları yapıyordu.
Sanayici görünümlü perakendeci istemiyoruz.
Sanayici görünümlü vatana ve millete ihanet eden sermaye sahibi, gazete sahibi, istemiyoruz.
Sanayici görünümlü üretmeyen ve ithal eden alış veriş merkezi, tüketim, borç, teknoloji tuzaklı soygun dizeni istemiyoruz.
Sizi ihanetine ortak eden batı istiyorsa alsın ülkelerine götürüp sahip çıksınlar.
Biz 1923 yılında Büyük Önder Atatürk ve Türk Milleti tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyeti ilk ruhunda milli ekonomiyi kurarak tüm kurumları kamulaştırma devrimini Türk Milleti ile başlattık.
Sermaye eski huyları ile askerimizi, siyasetçiler içinde adamlar bularak 1950 sonrası darbeler ile her mahallede bir milyonerin, kol kola olanlarla sadece kendi niyetlerine hizmet edenlerle her edeni dolar milyarderi yapan bir bir zihniyeti sona erdiren devrimi Büyük Önder Atatürk ruhu ile tekrar gerçekleştireceğiz.
Her kötü niyet haddini bilsin…Özellikle ihanetle haddini aşanlar kesinlikle sinsi ilişkiler peşinde koşmasınlar ve teslim olsunlar ya da put adına şirk kurum ve paralarıyla bu vatanı ve milleti terk etsinler.
Türk Milleti adına Büyük Önder Atatürk ruhu;
Önder Karaçay

Türk İnsanlık Devrimi İle Yine Vatanın ve Türk Milletin Kurtuluşu İçin Bütün Engelleri Tek Tek Süpürerek Kaldıracağız // Türk Devrimi Yazı, Söz ve Şiirleri // Önder Karaçay

Türk İnsanlık Devrimi İle Yine Vatanın ve Türk Milletin Kurtuluşu İçin Bütün Engelleri Tek Tek Süpürerek Kaldıracağız // Türk Devrimi Yazı, Söz ve Şiirleri // Önder Karaçay

ataturkculugun-onemi
Türk İnsanlık Devrimi İle Yine Vatanın ve Türk Milletin Kurtuluşu İçin Bütün Engelleri Tek Tek Süpürerek Kaldıracağız // Türk Devrimi Yazı, Söz ve Şiirleri // Önder Karaçay
Görsel 24 Temmuz 1919 Erzurum Kongresini yazan İstiklal Harbi Gazetesi olup Erzurum Kongresi Başkanlığına oy birliği ile seçilen Mustafa Kemal Paşa diyor ki; “Vatanın kurutuluşu yolunda millet bütün engelleri kıracak, süpürecek.”
Bugün yaşadığımız da farklı değildir.
Hatta içimizde sinsi iç düşmanlığını gizlemiş hain derin sermaye devletinin ihanetini ortaya kitabımla MUHTIRA vererek emsali görülmemiş bu ihanete karşı yine diyoruz ki;
“Türk insanlık devrimi ile vatanın ve Türk Milletinin kurtuluşu için enkaza dönüşen bütün engelleri tek tek süpürerek kaldıracağız.” // Önder Karaçay
Türkler tarih yazmaya başladı mı? Son noktayı koymadan o tarih yazılmış olmaz.
Türk asaletinin, ruhunun, tarihinin, kültürünün, geçmişinin, kararlı cesaretinin karşısında hiçbir örgütlenmiş ihanetin yaşama şansı yoktur.
Kendi içlerinde yaşadıkları ihanet kavgasının sonu bellidir.
Bugünlerin yaşanacağını yıllar önce sırrım gereği bildiğim için büyük bir hazırlıkla ve imanlı bir inançla tarihin derinliklerinden Türk Milleti için geldim.
Bugün her Türk bir Atatürk olmak zorundadır.
Bayrağımızın arkasına sığınarak sizi kandıran hainlere kanmamalıyız. Türk bir tek doğru ve hak neyse onun peşinden gider ve birisini kandırmak için oyun oynamaz. Oyun oynayanlara da çıkarı için kanmaz.
Vatanımız ve Türk Milletinin geleceği için en büyük engel serin sermaye devleti ve bunların emrinde gücü ele geçirdiğini sanan zavallılardır.
Bir ülkenin adalet sistemi ve adalet adına iş yapan insanları muhtelif baskı ve şiddetle görev yapamaz hale getirilmiş olabilir.
O zaman iş o ülkede yaşayan aklını, vicdanını, ahlakını, imanını, milli duygusunu kaybetmemiş olan vatanına ve milletine yurttaşlık bağı ile bağlı olan herkese düşer.
Adaletin adı o zaman Türk Milletinin vicdanı olur.
İhanete düşenler bu yöne doğru hızla ilerlemekte ve kendi kandıkları kuyuya düşmek için yapmadıkları kalmamaktadır.
Herkes bugüne kadar iki aydır yazdıklarım ve yaşadıklarınızla yaşananlarla lütfen karşılaştırın.
Erzurum Kongresi Önemi ve Alınan Kararlar Türkiye Cumhuriyetinin 19 Mayıs 1919 Doğum Günü Erzurum Kongresi ile Yerel Halk Meclisinde İlk Kuruluşu Anlamına Gelir. 
23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum‘da toplanan kongredir. 17 Haziran’da Vilâyât-ı Şarkıye Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti Erzurum şubesi tarafından toplanan Erzurum Kongresi Erzurum Umûmî Kongresi veya Umûmî Erzurum Kongresi olarak da anılır.
Kongreye çoğunluğu işgal altındaki 5 doğu ili Trabzon, Erzurum, Sivas, Bitlis ve Van’dan gelen 62 delege katılmış; 2 hafta süren kongrede alınan kararlar Kurtuluş Mücadelesi‘nde izlenen çizgide önemli ölçüde belirleyici olmuştur.
Kongreyi geçici başkan olarak Erzurum delegelerinden Hoca Raif Efendi açmış; yoklamanın ardından yapılan oylamada Mustafa Kemal Paşakongre başkanlığına getirilmiştir.
Aslında Kongre görüşmelerinin 10 Temmuz’da başlaması öngörülmüş, delegelerin bir bölümünün anılan tarihte Erzurum’a gelememesinden dolayı ertelenerek, 23 Temmuz’da görüşmelere başlanılmıştır.

Alınan kararlar

  1. Vatan bir bütündür, parçalanamaz.
  2. Her türlü yabancı işgaline ve müdahalesine karşı millet hep birlikte direniş ve savunmaya geçecektir.
  3. İstanbul Hükûmeti vatanın bağımsızlığını sağlayamazsa geçici bir hükûmet kurulacaktır. Bu hükûmet milli kongre tarafından seçilecektir. Kongre toplanmamış ise, bu seçimi Temsilciler Kurulu yapacaktır.
  4. Kuva-yi Milliye’yi etkili, milli iradeyi hakim kılmak esastır.
  5. Azınlıklara siyasi hakimiyetimizi ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez. Ancak bu vatandaşların canları, malları ve ırzları her türlü saldırıdan korunacaktır.
  6. Manda ve himaye kabul olunamaz.
  7. Milli irade ve toplanan ulusal güçler padişahlık ve halifelik makamını kurtaracaktır.
  8. Mebuslar Meclisi’nin derhal toplanmasına ve hükûmetin yaptığı işlerin milletçe kontrolüne çalışılacaktır.
  9. Sömürgecilik amacı taşımayan devletlerden teknik, sanayi ve ekonomik yardım kabul edilebilir

Erzurum Kongresinin Önemi ve Özellikleri:

1- Manda ve himaye reddedilerek ilk kez ulusal egemenliğin koşulsuz olarak gerçekleştirilmesine karar verilmiştir.
2- İlk kez milli sınırlardan bahsedilmiş ve Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalandığı anda Türk vatanı olan topraklarının parçalanamayacağı açıklanmıştır.
3- Toplanış şekli bakımından bölgesel olmasına karşın aldığı kararlar bakımından milli bir kongredir.
4- İlk defa geçici bir hükümetin kurulacağından bahsedilmiştir.
5- Erzurum Kongresi Sivas kongresine bir ön hazırlık çalışması niteliğindedir.
6- İlk kez başkanlığını Mustafa Kemal’in yaptığı dokuz kişilik bir Temsil Heyeti oluşturuldu. Bu Temsil Heyeti bir hükümet gibi görev yapacaktır. (Temsil Heyeti’nin görevi TBMM’nin açılmasına kadar devam edecektir.)
7- Erzurum Kongresinin bir önemi de Batı Anadolu’da Yunan kuvvetlerine karşı mücadele eden Kuva-yi Milliye üzerinde büyük moral etkisi yaptı.
8- Erzurum Kongresi Mustafa Kemal’in sivil olarak görev aldığı ilk yerdir. Bölgesel bir kongredir.
Amasya Genelgesi Ulusal egemenliğe dayanan, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti‘nin temellerini oluşturan ilk kuruluş belgesi olması nedeniyle de Amasya Genelgesi’ nin Türk tarihinde ayrı bir yeri ve önemi vardır.

Genelgenin hazırlanması

İlk kez ulusal egemenlikten bahsedilmiştir. Bir ihtilal bildirisi niteliği taşımaktadır, çünkü İstanbul Hükümeti’ni hiçe saymakta, hükümetin düşman devletlerin esiri olduğunu söylemekte ve milleti yine milletin kendisinin azmi ve kararlılığının kurtaracağını söylemektedir. Maddenin yorumu Kurtuluş Savaşı‘nın amacı ve yönetim şeklinin halk tarafından yapılması ve seçilmesidir  Mustafa Kemal kendisinin hazırladığı Amasya Tamimi’ni, 9. Ordu Müfettişi sıfatı ile imzalamıştır.
Esaslar, Mustafa Kemal tarafından yaveri Cevat Abbas Bey’e 21-22 Haziran 1919 gecesi Amasya’da yazdırılmıştır .Sivas‘ta bir kongre toplanacağı, Amasya Genelgesinde belirtilmiştir.
Mustafa Kemal tarafından Cevat Abbas Bey’e yazdırılan temel esaslar şunlardır
  1. Vatanın bütünlüğü milletin bağımsızlığı tehlikededir.
  2. İstanbul hükumeti aldığı sorumluluğun gereğini yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş gösteriyor.
  3. Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
  4. Milletin içinde bulunduğu durum ve şartların gereğini yerine getirmek ve haklarını gür sesle cihana duyurmak için, her türlü baskı ve kontrolden uzak milli bir heyetin varlığı zaruridir.
  5. Anadolu’nun her bakımdan en güvenilir yeri olan Sivas’ta hemen milli bir kongre toplanması kararlaştırılmıştır.
  6. Bunun için bütün illerin her sancağından milletin güvenini kazanmış üç temsilcinin mümkün olan en kısa zamanda yetişmek üzere yola çıkılması gerekmektedir.
  7. Her ihtimale karşı bu mesele milli bir sır olarak tutulmalı ve temsilciler gereğinde yolculuklarını kendilerini tanıtmadan yapmalıdırlar.
  8. Doğu illeri adına 10 Temmuz’da Erzurum’da bir kongre toplanacaktır. O tarihe kadar öteki illerin temsilcileri de Sivas’a gelebilirlerse Erzurum Kongresi‘nin üyeleri de Sivas genel kongresine katılmak üzere hareket ederler.
Nutuk‘un aynı bölümünde ifade edilir ki, aslında bu taslak, dört maddelik bir müsvedde olarak dikte edilmiştir. Amasya genelgesinin sonuç bildirgesi bu taslak doğrultusunda gerçekleşmiştir. Bu taslak metnin sonunda, Mustafa Kemal’in, Kurmay Başkanı AlbayKazım Bey‘in, kurmay heyetinden tebliğ işlerinden sorumlu memur Hüsrev Bey’in, askeri makamlara şifre yayan diğer bir yaver Muzaffer Bey’in ve sivil makamlara şivreleyen fakat Nutuk’ta adı açıklanmayan bir sivil memurun imzaları vardır, ve Nutuk’ta ifade edildiğine göre bunlardan başka imzalar da vardır.
Hazırlanan bildirideki bu diğer imzalar, bahsi geçen ilk imzalardan sonra müsveddede yerini almıştır. Atatürk’ün Nutuk’ta, isimlerinden bahsetmediği bu imzaların sahipleri;İstiklal Savaşı‘nı başlatan diğer komutanlar olan ve fakat Milli Mücadele sonrasındaTerakkiperver Cumhuriyet Fırkası adlı muhalefet partisi kurmak istedikleri için “gözden düşen”Hüseyin Rauf Orbay, Refet Bele ve Ali Fuat Paşa‘dır.
Bildiri, Erzurum’da 15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir‘e ve Cemal (Mersinli) Paşalara da sunuldu  Onların onayının alınmasından sonra, bildiri, 22 Haziran 1919’da ülkenin en batısındakinden en doğusundakine kadar tüm mülki amir ve askeri komutanlara telgrafla Abdurrahman Rahmi Efendi tarafından ulaştırıldı.
Sivas Kongresi Önemi ve Kararları
Mustafa Kemal‘in Amasya Genelgesi‘ni açıkladıktan sonra bir çağrı üzerine I. Dünya Savaşı‘ndan sonra işgale uğrayan Türk topraklarını kurtarmak ve Türk milletinin bağımsızlığını sağlamak için çareler aramak amacıyla seçilmiş ulus temsilcilerinin Sivas‘ta bir araya gelmesiyle, 4 Eylül 1919 – 11 Eylül 1919 tarihleri arasında gerçekleşen ulusal nitelikte bir kongredir.
Sivas Kongresi’nde alınan kararlar, daha önce gerçekleştirilen Erzurum Kongresikararlarını genişleterek tüm ulusu kapsar bir nitelik kazandırmış ve yeni bir Türk Devleti’nin kuruluşuna temel olmuştur; bu nedenle Sivas Kongresi’nin Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki önemi büyüktür.
Sivas Kongresi’nde, Erzurum Kongresi’nde alınan vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığıyla ilgili kararlar aynen kabul edilmiştir.
Kongre aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi‘nin ilk kurultayı olarak kabul edilmektedir.
Bugün CHP can çekişmektedir. Dikkat Sivas Kongresinde kurulduğunu tarih söylüyor. Bugün CHP neye hizmet ediyor?

Kongre delegeleri

Kongrede doğu illeri adına delege olarak Erzurum Kongresi’nde seçilen Heyet-i Temsiliye (Temsil Kurulu) üyeleri bulunuyordu. Batı ve Orta Anadolu illerinden gelen diğer temsilcilerin de katılımı sayesinde Sivas Kongresi, ulusal bir kongre niteliği kazanmıştı.
Kongreye katılan delege sayısı tartışmalı bir konudur. Ankara gibi bazı illerde vâlilik baskısı ile delege seçimi gerçekleşememiş, bazı illerden seçilen delegelerin ise yola çıkması engellenmiş, bu nedenle kongreye katılamamış veya kongre çalışmaları bittikten sonra Sivas’a gelebilmişlerdi. Sonradan katılanlar’la birlikte delege sayısının 41’i bulduğu söylenebilir (Farklı kaynaklara göre 31,33, 38 katılımcı vardır.)
Delegeler Kongrenin ilk oturumunda İttihat ve Terakki ile bir bağları olmadığını ispat için bir yemin metni hazırlamış ve bu metni okumuştur:
Bu yeminin asaletini herkes bir kez daha idrak etsin lütfen….
“Makam-ı celil-i hilafet ve saltanata, İslamiyete, devlete, millete ve memlekete manen ve maddeten hizmetten başka bir gaye ve emelimiz olmadığına binaen kongrenin müzakeresi devamı müddetince ihtirasat-ı şahsiye ve siyasiyeden ve fırkacılık amalinden münezzeh bir azim ve iman ile çalışacağıma namusum ve bilcümle mukaddesatım namına vallah, billah” 

Türk Cevheri Nedir? // Türk Devrimi Yazıları // Önder Karaçay

Türk Cevheri Nedir? // Türk Devrimi Yazıları // Önder Karaçay Büyük insan, büyük dahi, büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk bakın ne diyor; Gerçek belgesiyle ve özellikle Diyarbekir gazetesi farkıyla bilgilerinize sunuyorum; “Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır.” // Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1950 sonrası işte bu cevheri bitirmek için batı şerri içimizdeki hainlerle dil, din, ırkçılık, sağ-sol, Alevi-Sünni, Türk-Kürt gibi ayrımcılık oyunları oynaya oynaya bugüne geldik. Hainler parayla insan devşirerek, kalem ve fikir kıran zihniyeti bozukları kullanan sermaye derin devlet ihaneti ve putudur. Yıktığımız ve enkazını kaldırmamız gereken budur. “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halklarına Türk Milleti denir” // Mustafa Kemal Atatürk bu çınarın kökü bu sağlam sözdedir ve çimento çok sağlam tutmuştur. Diyarbakır’dan kardeşlerim arıyor beni; diyorlar ki sen kimsin? Büyük Önder Atatürk ruhuyum diyorum. Allah’ım bugünlere şükürler olsunlar diyorlar. Hükümet herkesi yanıltıyor diyor. Türk askeri ve polisi bize en insani onlar davranıyor diyor. 14 yıldır silahla, zorla, baskıyla oy kullandık diyor. İhanetin belgesi budur işte. Medya terörü, sermaye finans terörü, siyaset terörü, siyasi ihanet terörü ve aklınıza gelmeyecek kadar ihanet akıyor her yaptıklarından.

türklük
Türk Cevheri Nedir? // Türk Devrimi Yazıları // Önder Karaçay
 
Büyük insan, büyük dahi, büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk bakın ne diyor; Gerçek belgesiyle ve özellikle Diyarbekir gazetesi farkıyla bilgilerinize sunuyorum;
 
“Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır.” // Gazi Mustafa Kemal Atatürk
 
1950 sonrası işte bu cevheri bitirmek için batı şerri içimizdeki hainlerle dil, din, ırkçılık, sağ-sol, Alevi-Sünni, Türk-Kürt gibi ayrımcılık oyunları oynaya oynaya bugüne geldik.
 
Hainler parayla insan devşirerek, kalem ve fikir kıran zihniyeti bozukları kullanan sermaye derin devlet ihaneti ve putudur.
 
Yıktığımız ve enkazını kaldırmamız gereken budur.
 
“Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halklarına Türk Milleti denir” // Mustafa Kemal Atatürk bu çınarın kökü bu sağlam sözdedir ve çimento çok sağlam tutmuştur.
 
Diyarbakır’dan kardeşlerim arıyor beni; diyorlar ki sen kimsin? Büyük Önder Atatürk ruhuyum diyorum. Allah’ım bugünlere şükürler olsunlar diyorlar. Hükümet herkesi yanıltıyor diyor. Türk askeri ve polisi bize en insani onlar davranıyor diyor. 14 yıldır silahla, zorla, baskıyla oy kullandık diyor. İhanetin belgesi budur işte.
 
Medya terörü, sermaye finans terörü, siyaset terörü, siyasi ihanet terörü ve aklınıza gelmeyecek kadar ihanet akıyor her yaptıklarından.
Büyük insan, büyük dahi, büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk bakın ne diyor; Gerçek belgesiyle ve özellikle Diyarbekir gazetesi farkıyla bilgilerinize sunuyorum;
 
“Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır.” // Gazi Mustafa Kemal Atatürk
 
1950 sonrası işte bu cevheri bitirmek için batı şerri içimizdeki hainlerle dil, din, ırkçılık, sağ-sol, Alevi-Sünni, Türk-Kürt gibi ayrımcılık oyunları oynaya oynaya bugüne geldik.
 
Hainler parayla insan devşirerek, kalem ve fikir kıran zihniyeti bozukları kullanan sermaye derin devlet ihaneti ve putudur.
 
Yıktığımız ve enkazını kaldırmamız gereken budur.
 
“Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halklarına Türk Milleti denir” // Mustafa Kemal Atatürk bu çınarın kökü bu sağlam sözdedir ve çimento çok sağlam tutmuştur.
 
Diyarbakır’dan kardeşlerim arıyor beni; diyorlar ki sen kimsin? Büyük Önder Atatürk ruhuyum diyorum. Allah’ım bugünlere şükürler olsunlar diyorlar. Hükümet herkesi yanıltıyor diyor. Türk askeri ve polisi bize en insani onlar davranıyor diyor. 14 yıldır silahla, zorla, baskıyla oy kullandık diyor. İhanetin belgesi budur işte.
 
Medya terörü, sermaye finans terörü, siyaset terörü, siyasi ihanet terörü ve aklınıza gelmeyecek kadar ihanet akıyor her yaptıklarından.

Madem Ecdada Sahip Çıkılıyordu O zaman Osmanlı Emaneti Olan İnhisar Tekel Fabrikaları Neden Kapatıldı Yerine AVM'ler Dikildi? // Önder Karaçay

İnhisar (Tekel) Fabrikaları Osmanlı Emanetiydi, Niyeti Osmanlı Görünümlü Olanların Cumhuriyetin Doksan Yıllık Elmasını Yok Pahasına Satarak İhanet Edenler İçin Şiir Fabrikası Açtım, Bunun İçin Şiir Sigaradan Daha Fazla Öldürür Oldu // Türk Devrimi Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

images (2)
İnhisar (Tekel) Fabrikaları Osmanlı Emanetiydi, Niyeti Osmanlı Görünümlü Olanların Cumhuriyetin Doksan Yıllık Elmasını Yok Pahasına Satarak İhanet Edenler İçin Şiir Fabrikası Açtım, Bunun İçin Şiir Sigaradan Daha Fazla Öldürür Oldu // Türk Devrimi Mensur Şiirleri // Önder Karaçay
İnhisar Şiir Fabrikası // Türk Devrimi Mensur Şiirleri // Önder Karaçay
Şarköy Tekel fabrikasına sadece kuşlar yuva yapmış…500 kişi çalışıyordu…2000 kişi ekmek yiyordu. Şimdi Şarköy üzümlerini derin devlet sermaye ihanetinin adına Gülor Fabrikası gibi ihanetler cebe indiriyor…Bizim işimiz sermaye ihanetinin sonunu getirmektir.
Tekel fabrikası satıldığında;
Can evimden vurulmuşa dönmüştüm…Cumhuriyetimizin eserleri yok oluyordu.
Ne tütün kaldı?
Ne de fabrikası TEKEL…İşçileri sokaklarda sürüklenerek,
Üzerlerine böcek yerine konarak su sıkılıyordu…
Ve çalıştığım bankanın genel müdürü aynı gün,
Bir bilim yuvamızdan kovuluyordu,
Kovulan bankaydı.Sanki ülkede sigara ve işçilik tamamen yasaklanıyor,
Tekel yok pahasına nasıl satılırdı?Fabrikada çalışan kızlar mı kaldı?
Hayallerinin dantellerini ören nazlar mı kaldı?
Sazının telini kıran ozan mı kaldı?
Gerçeği kalemini kırmadan yazan mı kaldı?
Bizim gibi vatan millet aşkı ile yananları üzmeyen mi kaldı?
Fabrikada tütün saran, sararken de hayal kuran kızlar mı kaldı?Kalmadı!İnsanlarımıza zararlı da olsa kendi tütünümüzün,
Markaları olan Birinci, Tekel 2001 yerine şimdi ne satılıyor?
Eğer hala tütün üretebilen bir üretici kaydıysa,
Ürettiği ürünleri kime ve kaça satıyor?
Ve üzerinde içersen ve satın alırsan öldürür yazan,
Yabancı sigaraları kim ve kaça alıyor, satıyor?
Bizde anlamıştık ki sigara içmek yasaklanıyor.
Tekel ‘İnhisar’ adıyla 1862 yılından bize kalmış bir emanetti,
Şimdi bu emanet yok pahasına kime gitti?
Tekel ve diğer satılan ve kapatılan fabrikalar yerine,
İnhisar* şiir fabrikasını açıyorum.
Milli duygularımızın şiir fabrikası çalışsın diye!
Bilim yuvasından kovulan o malum banka,
Buna kızmış olmalı ki önce çalışanlarını paketleyerek,
Bir günde kapının önüne koyuyor, tepki görünce,
Genel müdürü ile yollarını ayırıyordu.
Yeni genel müdürü kendi kültüründen olmadığı için,
Bankanın kendi kültürüyle yetişmiş,
Kendisini kendi yapan eski çalışanlarını,
Tek tek paketleyerek skandallara imza atarak işten çıkarıyordu.
Ve Türk Milletinin mücadele fabrikası çalışmaya başlıyordu.
*Üretim ve istihdam sağlayan fabrikalarımız satıldı veya kapatıldı. Şimdi bir Türk Milleti sorgulayan mücadelenin fabrikasını açıyoruz. Bu fabrikada bir millet çalışacak.” / Önder Karaçay “Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürlüğü ya da eski adıyla TEKEL, çeşitli madde ve hammaddelerle ilgili tekellik görevini yürütmesi amacıyla 1862 yılında “İnhisar” adıyla kurulan kuruluştur. 1862’de tütün dış alımının yasaklanması ve tuz tekeline ilişkin yönetmeliğin yayımlanmasıyla hizmete başladı. 1879’daki Rüsumu Sitte Kararnamesi’yle tekel gelirleri devletin iç borçlarına karşılık olarak yabancı bankerlere bırakıldı. 1883 yılında Osmanlı Devleti, dış borçları nedeniyle tütün tekeli ayrıcalığını yabancı sermayeli Tütün Rejisi’ne devretti. Tütün tekeli uzun yıllar bu şirket tarafından işletildikten sonra, 1925’te millîleştirildi. İnhisar İdaresi olan adı, 1946 yılında TEKEL Genel Müdürlüğü yapıldı. 1983 yılında kamu iktisadi kuruluşuna (KİK) dönüşen TEKEL, 1987 yılında Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğü adını aldı. 2002’de iktisadi devlet teşekkülü (İDT) hâline getirildi. Zaman içinde tekellik niteliğini yitiren Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün son olarak 2008 yılında sigara, pipo, kıyılmış tütün ve nargile tütünüyle ilgili varlıkları özelleştirildi. TEKEL’in sigara üretim kısmını satın alan British American Tobacco (BAT) , TEKEL markasını da devraldı. Bu nedenle kuruluş Aralık 2008’den beri “tta A.Ş.” kısaltmasını kullanmaktadır.” Not: Bu bilgiler Wikipedia sitesinden alıntıdır.
Bugün Satacak Bir Şey Kalmadığı İçin Birbirlerini Satmaya Başladılar // Türk Devrimi Yazıları // Önder Karaçay
Not: Aşağıdaki yazı Yeşil Tire Gazetesi yazarı Günay Özbek kaleme almış. Olduğu gibi alıntı yaparak uyanın artık. Anayasa Mahkemesini tanımıyorum demek Türk Milletini tanımıyorum demektir.
TEKEL’İN ÖZELLEŞME MACERASI
Darphane gibi para basan Türk Telekom’dan sonra önce içki, şimdi de Tekel sigara. Yarın sıra Şeker fabrikalarını satmaya, Milli Piyangoya gelecek. IMF emrine uyarak şeker pancarı üretimi kısıtlanacak, fabrikalar  kapanacak.
Günay ÖZBEK*
Bu yazımda sizlere Tekel’in özelleşme sürecini anlatacağım.
Tekel’in özelleştirilme süreci, 1990′lı yılların ilk yarısında Akhisar Sigara Fabrikası ile Tekel’e ait iki önemli sigara markasının isim hakkının bir yabancı çokuluslu şirketle kurulacak ortaklığa devredilme girişimi ile başladı. Eylemler etkili olunca fabrikanın satışı durduruldu.
Tekel’i yok etmek için IMF’nin talimatı ile Tütün Yasası, Haziran 2001′de T.B.M.M.’nde kabul edildi. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, yasayı veto etti. Ancak Sezer’in bu uyarısı dikkate alınmadı ve bir kaç ay sonra yasa kabul edildi. Böylece tütün üretimine büyük  darbe vuruldu. Üretici tütün ekemez duruma geldi.
Daha sonra “Tekel’i babalar gibi satarım” diyen Kemal UNAKITAN dönemi başladı.
Devlet, rakı pazarının %76′sının sahibi Mey İçki’yi 2003’te 292 milyon dolara iş adamı Nihat Özdemir ve ortaklarına sattı. Özdemir, çok değerlenen Mey’i üç yıl sonra 950 milyon dolara Amerikan Texas Pacific Group’a sattı. Bu firma da Mey’i 2,1 milyar dolara Johnny Walker viski ve Guinnes biranın sahibi İngiliz Diageo’ya sattı. Aradaki farkı lütfen hesaplayın. Türkiye’nin nasıl zarar ettirildiğinin sadece bir örneği bu.
Tekel’in altı sigara fabrikası(Samsun, Tokat, Malatya, Adana, Maltepe, Bitlis) ise 20 dakikada 1,7 milyar dolara British American Tobacco(BAT)’ya satıldı. Bu rakam Tekel’in sadece iki sigara fabrikasının üç yılda yapacağı kâra denk düşen bir para karşılığı. Ayrıca bu fabrikaların yalnızca arsaları konut yapılmak üzere satışa çıkarılsa en az 4-5 milyar dolara satılacak mülkler. Bunun dışında satılmayan ve Tekel’in elinde kalan Yaprak Tütün İşleme fabrikalarındaki en kaliteli 25 milyon kilo tütünü(125 milyon dolar) BAT’a hediye ettiler. Oysa satış yapılırken çalışanlara Yaprak Tütün İşletmelerinin satılmayacağı sözü verilmişti. Yaprak Tütün İşletmeleri elinde tütünü ve fabrikaları kalmayınca Özelleştirme İdaresi tarafından kapatıldı.
BAT 1,7 milyar doları peşin olarak zevkle ödeyeceğini açıkladı. Aslında TEKEL zarar etmiyordu. 2007 yılı faiz ve vergi öncesi kârı 151 milyon dolardı. Tekel’e ihalede en yüksek parayı veren İngilizler, o parayı da Türk bankalarından kredi olarak aldılar. Özelleştirilen devlet mallarını satın alan yabancılar, krediyi Türk bankalarından buluyor. Açıkçası Türk’ün parasıyla Türk’ün Tekel’ini aldılar. Hemen şunu da belirtelim. Tekel’i bu kadar ucuza kapatan BAT’ın 100 kişilik ekibi bunu İstanbul’da bir gece kulübünde kutladı ve o gece 10 bin sterlin harcadı. Hiç düşündünüz mü, kimler kutlama yapar? Elbette bir zafere imza atanlar.
Yılda 110 milyar adet sigara satışı yapılan Türkiye iç pazarında TEKEL’in payı yüzde 29 idi. Tekel’in 2004 yılında Ankara’da yaptırdığı ikiz kuleler de 100 milyon dolara Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine satıldı. Oysa Tekel, bu binalara 210 milyon dolar harcamıştı. Tekel, bu satıştan da 110 milyon dolar zarara sokuldu.
Memleketimiz bu şekilde adım adım satılıyor. Hem de yok pahasına. Darphane gibi para basan Türk Telekom’dan sonra önce içki, şimdi de Tekel sigara. Yarın sıra Şeker fabrikalarını satmaya, Milli Piyangoya gelecek. IMF emrine uyarak şeker pancarı üretimi kısıtlanacak, fabrikalar kapanacak, işçiler ve pancar üreticileri işsizler ordusuna katılacak. Bu kurumlar zarar etse içim yanmayacak. 3-5 yılda zaten o parayı çıkaracakken neden böyle yapılıyor, anlamak mümkün değil. Bunun bir tek açıklaması olabilir: Günü kurtarmak.
Çok büyük bir kâbus bekliyor bizi. Satacak bir şey kalmayınca ne olacak? Bu gidiş iyi değil. İnsan ürperiyor düşündükçe. Bazılarının kafasına dank edecek ama ne yazık ki çok geç olacak.
*Günay Özbek Yeşil Tire Gazetesi