Atatürk Fikrinde Türkler Birleşti // Türk Devrimi Söz Yazı ve Şiirleri // Önder Karaçay

Atatürk Fikrinde Türkler Birleşti // Türk Devrimi Söz Yazı ve Şiirleri // Önder Karaçay
Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş süreci Osmanlı imparatorluğunun 2. Abdülhamit zamanında donanmanın haliçte paslanmaya terk edilmesi, ekonomin borç batağına düşmesi ve Padişah Vahdettin’in Serv ile teslimi sonunu getirmişti.
Mustafa Kemal 1881 yılında dünyaya gelmiş askeri okullarda okumuş hayatını vatanı ve milleti için harcamış dahi, komutan, devrimci ve insanlığın son en büyük lideridir.
Abdülhamit zamanında gerçekleri görmüş ayaklanmaları bastırmış çoğu zaman Padişahı kurtarmış askerliğinin her aşamasında büyük bir azim ve aşkla vatanı ve milleti için çalışmıştır.
Vahdettin’in teslimiyeti ile 19 Mayıs 1919 tarihinde Anadolu’ya Bandırma adında bir gemi kaldırarak aslında Türk Milletinin hem doğum gününü hemde ayağa tekrar kalktığının ilk adımını bir dahi ve devrimci insanlığın sonsuzluğa kadar yaşayacak projesini yapacaktı.
Türk Milletini Erzurum, Sivas ve Amasya Kongre ve genelgeleri ile ayağa kaldırarak kurtuluş savaşını başlatmıştır.
1922 yılın amansız bir azim ve mücadele ile tüm savaşları kazanarak Yunanı en son İzmir’den denize dökerek düşmanı topraklarımızdan kovmuştur.
29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti sonsuza kadar insanlık tarihinin tek ve ilk örnek son Türk Devleti olarak Türk Milleti tarafından kurulmuştur.
42 yaşında Cumhurbaşkanı olan Mustafa Kemal Atatürk tarihin en büyük Milletinden tarihin en büyük lider ismini Atatürk ile insanlığın son en büyük devrimini yaptığı için almayı hak etmiş ve sonsuzluğa kadar bu eseri Türk Milletine emanet etmiştir.
Tarihin bu eşsiz eseri ve tarihin adı Türk Milleti üzerinde dış düşmanlar iç ihanet üreterek ilk ihaneti 1950 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün 10 Kasım 1938’de ebedi istirahate çekilmesi ve Türk Milleti adına siyaset yapması için Türk Milleti tarafından kurulan Cumhuriyet Halk Partisini yöneten İsmet İnönü Atatürk’ün yarım kalan insanlık devrimini tamamlamada Atatürk kadar başarılı yönetemediği hatta partisiz parlamenter sisteme geçmediği için içinden ihanetin ilk partisinin çıkmasıyla bu eşsiz esere ve Türk Milletine ilk kötülüğü Demokrat Parti ve Adnan Menderes para putu karşılığında Amerika ile Nato üyeliği ihaneti Kore’ye asker göndererek ilk kan satışı ile daha sonra sağ-sol kavgası ile toplumun bu şer tarafında birbirine kırdırılması sonucu kötü niyetleri üçüncü dünya paylaşım savaşının başlangıcı 12 Eylül 1980 darbesi için her mahallede bir milyoner üreteceğiz diye yola çıkan 1950 ihaneti ilk zalim meyvesini sermaye derin devleti ve asker içinde şer adına üretilen örgütle darbe yapılarak Türk Milletine tarihinde ilk kez kendi adına iş yaptıkları sanılan asker ve sermaye ihaneti ile toplu ayrımcılık yapılmıştır.
Tarihi bilmezseniz bugün yaşadıklarımızla neyi karşılaştırmanız gerektiğini ve neyi çözeceğinizi bilemezsiniz. Tarihi çok iyi bilirseniz yaşadığınız zorluk ne olursa olsun ileriyi sağlıklı karşılaştırmalar yaparak çok kolay ve az hasarla temiz bir geleceğe sorunsuz gitmenin yolunu açacak çözümü bularak geçersiniz.
24 Ocak kararları milli ekonominin sonunu Özal+Demirel ihanetiyle ortaklaşa işlenmiş. Daha sonra her ikisi de Cumhurbaşkanı yapılmış biri faili meçhul cinayete kurban gitmiş, diğeri eceliyle ve Türk Milleti adına direniyormuş gibi yaparak milli ekonominin ilk kıyımını yapan imzayı atan kişi olarak tarihte yerini almıştır.
Tarihte her kötü niyetle başlayan işler ilk insanlara çok gösterişli ve elverişli gelir o kötü niyet kılıfında saklanır, ortaya çıktığında kandırılanlar kandırıldığı ile ortada kalırlar. Kötü niyetli insan için iktidar çok şehvetli bir dürtüdür. İktidarını kaybetmeyi her şeyi göre alarak yapar. Bu her şeyi göze alma hırsı yanlış yaptırır, yanlışı yanlışla düzeltme ile devam eder en sonunda bir yerde duvara toslar ve yanlış ihanet biter. Kandırılan kitle boşta kalır ve yeni bir lider arar.
Oysa hayatta her insan biraz kendisinin lideri olmalıdır. Çünkü kendisinin lideri olmayanlar kendisine lider olmak isteyenleri de seçemezler.
Tarih bu sebeple bir süzgeçtir. Yanlışlar bir tarafa, doğrular bir tarafa ayıklandığında yaşadığın yanlış veya doğrunun ne olduğunu çok kolay anlarsınız.
Toplum yaşamında yanlış yapan, ihanet eden insanlar çıktıkça devrimler ve yeni liderler o buhran zamanlarında ortaya çıkar, sahne alır ve bütün rolleri değiştirir.
Yukarıda anlattığım kısaca Osmanlı ne yaşadı, Mustafa Kemal o yanlışın içinde doğru adına pişti ve zamanı geldiğinde sahneye çıktı ve bütün rolleri kendisini doğru anlatarak, imanlı, azimli, çalışkan ve dürüst kişiliği ile insanlığın son ve en büyük devrimcisi, dahisi oldu.
Mustafa Kemal Atatürk Türker adına en büyük evrensel değerdir.
12 Eylül 1980 askeri darbesi ile Türk Milletine toplu ayrımcılık yapmanın iç destekli ihanetinin sondan bir öncesidir.
Bu ihanetle derin devlet sermaye şerri adına kürselleşme ve özelleştirme ihanetini Özal dillere düşürdü. Derin devlet gazeteci ve televizyoncuları kamu kurumlarının satılması gerektiğini yıllarca adeta Türk Milletinin beynine işlediler.
1950 sonrası Türk Milletinin düşünce ve eylem birliği koparıldığı için darmadağın bir sistemle mezhep ayrıştırması din tüccarlığı, sermaye ihaneti el ele kol kola parayla para kazanma ve devleti Türk Milleti adına çalışıyormuş gibi bankalar soyarak araya çeşitli koalisyon ve Ecevit’in tekrar geri dönmesiyle biraz toparlanıyormuş gibi olduğunu düşündüğümüz bir zamanda 2001 krizi ihaneti ile sermaye derin devleti yabancılara ucuza satılmaları ve servetlerini ikiye katlayacakları krizi Anayasa kitabını Sezer fırlattı diye en olmayacak bahaneyle Türk Milletinin gözünün içine baka baka basiretli bir tacire uymayacak ihanetle Merkez Bankası başkanının bankalara kur yarın iki katına çıkacak dediği 11 Eylül Amerika’da ikiz kulelerin vurulduğu zamana denk getirilerek vurgun vuruyorlardı. O gün Akbank’ta çalışıyordum. Krizden en karlı çıkan banka diye övünüyorlardı. Bunun hesabı sorulmadı, kapatıldı.
11 Eylül ile 12 Eylül iki anlamda şer için önemliydi. Kapitalizmin kaleleri enseyi kabartmış zenginliklerine zenginlik katmışlardı. Bülent Ecevite ekonomiyi kurtarması için sermaye derin devleti talimatıyla Kemal Derviş davet ediliyordu.
Neticede batırılan bankaları bedavaya satın diyordu, üretimi bırakın, alış veriş merkezleri açın, ithalat, teknoloji, borç ve tüketim bataklığında bitin diyordu.
Televizyonda çoğu insan anlamıyor kurtarıcı gibi alkışlıyordu.
Geriye bir operasyon daha kalmıştı. 90 yıllık birikimleri küresel şirketleri getirip onlara satacak ve Türk Milletini küresel şirk kurumlarına müşteri yaparak son ihaneti yapacak biri hazırdı aslında önceden ta 1994-1996 yıllarına dayanan geçmişi ile 14 yıl ülkeyi yönetmesi için teslim edilen ve bugün saraya Osmanlı padişahı gibi Osmanlı diye diye sığınan bulunmuştur.
28 Şubat ihaneti burada yine sermaye derin devleti operasyonu ve Necmettin Erbakanı sırtından vuran öğrencileri ayrılarak şer adına kuracakları önceden planlanan projede rol alacaklardı.
2002 yılında seçimleri kazanmadan bu parti 12 Eylül’ün hesabını sözde sormaya gelmişti.
Herkes çok umutlu inanıyordu. Neticede başı secde gören biriydi, televizyonda naklen namaz bile kılacak, ilk VİP cami bile yapacaktı. Şer kendisine ılımlı İslam ile İslam coğrafyasının hatta dünya lideri olacağını söylemiş ve buna kendisini çok kaptırmıştı.
2007 tarihinde şerrin ilk projesi Ergenekon ile oval ofiste planlanmış, kendine inandığını sandığı gazeteciler bunu yazmıştı bile.
Birileri hem kullanıyor, hem kullanıldığını belgeleriyle bir başka birine ileride senide kullanabilirim diye veriyordu.
Çok boyutlu ihanet sahnede rol alıyordu. Kendi aralarında bile kavgaları danışıklı dövüş oyunuydu.
Örneğin sermaye derin devleti başkanı Koç holdingi tehdit eder sonra Açılım toplantılarında el ele olurdu.
Paralel ile iş yapar sonra beni kandırdı derdi.
Terör ile masaya oturur, o da beni kandırdı derdi.
Amerika beni kandırdı belkide demiştir.
Ya da demek üzeredir.
Kendisini kandırmayan ve kendisinin kandırmadığı biri var mı?
“Bir insan başkasını kandırdığını zannediyorsa yanılıyor, çünkü kendi kötü niyetine kanmayan başkasını kandıramaz.” // Önder Karaçay
O zaman başkalarını kandıranlar kandırmaya kalkanlar kendi kötü niyetine kanan insan ve kurumlardır.
Kandırılmış olanlarında suçu vardır, kanmamak gerekir, satılmamak gerekir, çıkara ve para putuna vatan ve milletin geleceğini tehlikeye atan insanlara kanmak bu ihanete ortak olmak demektir.
Yalnız hiçbir menfaat temin etmeden de yanlış yolda gidenler vardır.
Kandırılan kandıran kişi veya kurumdan bir nebze daha haklıdır.
Çünkü kimse kimsenin kötü niyetini okuyacak bir yetkinliğe sahip değildir.
Kötü niyet olmazsa zaten hiçbir toplumda olumsuzluk yaşanması mümkün değildir.
Toplumu dil, din, ırk ve mezhep temelinde bölme ve parçalama projesinin başı en 14 yılda 2002 yılında bitmiş olan terörü mecliste kravatlı terör partisi haline getirme başarısını gösterdi.
Bugün Başkan olmak için hem bu partiyi temizlemek, hem de daha önce valiler aracılığıyla askere engel olarak Diyarbakır’ı söz verdiği gibi terörün merkezi yapmak isteyen ve son darbe niyetine uygun bugünlere kadar gelen sermaye, din, siyaset üçlü ihanetinin işbirliği ile vatanımız ve milletimiz bir çıkmazda gibi gözükse bile her gelişme Türk Milleti lehine gelişecektir.
Borsa bol para ihanetiyle bastonla ayakta ne kadar tutulabilecek? Bir gün yerle bir olacak. Hatta derin devlet sermaye ihanetinin ortaya çıkardığım iki ay oldu bir Cumhuriyet Savcısı çıkıp bu ihanete dava açmadı.
Yargıya talimat verdiğini her seferinde söyleyerek suç işleyen Cumhurbaşkanı sermaye derin devleti konusunda vatana ve millete Türk Mevsimi yöneteni Mustafa Koç öldüğü için mi bu konuyu kapatmıştır? Bu kapatılacak bir konu mu?
Uzan nasıl bitirildi ise, paralel üzerine nasıl gidildiyse, Tusiad denen şer locası şirk kurumları bu ihanetleri dolayısıyla derhal el konarak yargılanmalıdırlar. Hani siz milletin adamıydınız? Millete ve vatana ihanet edenleri koruyan unvanı alacaksınız eğer bu ihanete ortak değilseniz.
Asla unutturmayacağız, unutmayacağız, hesabını ihanetin soracağız.
Gelelim benimle bağlantısına 11 Eylül dolar kurunun iki katına çıkması ihaneti ve şer Aamerika’da ikiz kuleler ılımlı İslam adı altında Müslümanlara ve özellikle Türklere savaşla, projelerle daha ağır darbeler vurmak içindi.
11 Eylül benim işten çıkarılma kararımın verildiği tarihtir.
12 Eylül 2012 hem 12 Eylül 1980 bağlantılı toplu ayrımcılıktan Ergenekon ile başlayan süreçte teke tek ayrımcılığın en ibret örneğidir.
Bu tarihlere denk gelmesinin ilahi tecellinin ağına düşmesi gereken sivil örümceklerin kendi ayaklarına kendi kurşunu sıkması anlamındadır.
12 Eylül 1980 ile Asala Ermeni terör örgütünün Kürt kardeşlerimiz adına özgürlük savaşı adına verilen sözde mücadele aslında şer batıyla savaşın başlangıcıdır.
Toprak reformu yapılamadığı, toprak ağalığının yanında toprak ağalığına birde put para ağalığının eklendiği, bu ağaların şehre taşındığı bir ülkenin kaderi bu ağalarla son bulmayacak kadar kökü sağlam ve tarihi derindir.
1071 Malazgirt ile Türklerin Anadolu’ya geldikleri derin tarih yalanıdır.
Nuh Peygamber bir Türktür ve Nuh tufanı tufan kopmadan önce Karadeniz küçük gölmüş.
Tufan sonrası suyun dünyayı kaplaması için İstanbul boğazı o zaman açılmıştır.
O gün bugündür dünyanın merkezi burasıdır ve dünyanın merkezi Türklere emanettir.
Fatihin 29 Mayıs 1453 tarihinde fethi günü gemi sırrı ile mahşer tufanı için yazdığım kitabımın yazım işi 29 Mayıs 2015 tarihidir. Bu tarihler tesadüf değildir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün Bandırma gemisiyle Anadolu’ya İstanbul’dan İstanbul boğazı ile 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a çıkması tesadüf değildir.
Kendi düşünceme göre daha ruhumu dört büyük ruhla değişmeden önce 12 Eylül 2015 tarihi olarak düşünmüş hatta bunu kitabıma da yazmıştım.
Yalnız ilahi tecellinin zamanını insanlar bilmez. Vakti gelince rolü veren gücü de verir.
21 Aralık 2015 en uzun gecede gemi sırrıyla kitabım mahşer denizi diye adlandırılması gereken sosyal ağ fitne ve fesat ağına inerek mahşer denizinde yüzdü. 13-19 Ocak 2016 tarihi arasında 6 günde dünya ilk ruhuna, Türkiye Cumhuriyeti ilk ruhuna kavuşarak ikinci kurtuluş savaşını düşman emperyalizmin amiral gemisi kapitalizm adına Sabancı Holdingin amiral gemisi diye adlandırdığı bankası Akbank’ın itibarını ihanetini ortaya çıkararak batırdı.
19 Ocak 2016 o gece Türklerin gecesiydi.
13-19 Ocak 2016 6 günde atam Kürşat asil kanını bana verdi.
Ruhumu sordu, Atatürk, Mevlana, Mehmet Akif, Tevfik Fikret ruhunun örülmüş hali dedim.
Fazlasıyla yeter dedi.
19 Ocak 2016 tarihi sermaye derin devletinin başı Mustafa Koç olduğunu ve siyasi partileri iktidar ve muhalefetiyle Türk Milleti aleyhine Türk Mevsimi adı altında yönettiğini belgesiyle dünyaya ve insanlığa duyurdum.
21 Ocak 2016 tarihinde bu ibret gereği Mustafa Koç’un canını yaratan ibret adına aldı.
Mahşer tufanı sonrası canlı helak ibreti Firavun sonrası son insanlığın ibreti olarak 45 yıllık yaşantımın aslında bir sır olduğunu mahşer tufanında öğrendim ve bankada 16 yıl üç yılda kitabımı yazdım toplam 19 yıl sırrı ile dünyanın son yıkılmaz sanılan put para imparatorluğunu yine Anadolu’da yine İstanbul gibi dünyanın merkezinde Türk Milleti ve insanlık adına ilahi tecelli sırrıyla zalimlerin kendilerin yıktırdım.
Allah ve Atatürk ile aldatanların ihanetini birleştirerek puta tapmayı yıkarak Türk Milleti için kaçınılmaz Atatürk fikrinde birleşmek gerektiğini ortaya koydum.
21 Aralık 2015 tarihinden bu yana ihaneti ortaya çıkardım, kitapla bu ihanete MUHTIRA, MANİFESTO yazarak Nutuk bir mücadelenin sonrasında yazılmış devrimler Atatürk sonrası ihanetle yarım kalmıştı.
Mobbing Bank Türk Fırtınası kitabım bu anlamda yarım kalan insanlık Türk Devrim projesi Türk Milleti ve insanlık adına başladı, gerçekleşiyor.
Hiçbir canlı ölü çırpınışı bu devrimin gerçekleşmesini engel olamayacağı gibi bütün şartlar Türk Milleti lehinedir.
Borsa bol para ihaneti mecburen çöktüğünde çaresiz hepsi bitecektir.
Batı zaten 2008 yılında battı.
Türkler kaçınılmaz Atatürk fikrinde birleşmek zorundadır. Aksi çabalar ihanete destek anlamına gelecektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder